Yeni İş Mahkemeleri Kanunu’nun Değerlendirilmesi

İş mahkemelerinin kuruluş, görev, yetki ve yargılama usulünü düzenleyen İş Mahkemeleri Kanunu Tasarısı, 11.10.2017 ve 12.10.2017 tarihlerinde yapılan oylama neticesinde TBMM Genel Kurulunda kabul edildi. İşbu kanun ile; yargılama usulünde “Zorunlu Arabuluculuk Sistemi” hüküm altına alınırken, zamanaşımı sürelerinin düşürülmesi ve işe iade davalarından kaynaklanan tazminatların belirlenme yönteminin değiştirilmesi gibi çok önemli düzenlemeler öngörülmüştür.

İşe iade ve işçi alacağı davalarında arabulucuya başvuru zorunluluğu: Kanun’un getirdiği en önemli değişiklik işçi alacağı ve işe iade davalarında arabuluculuğun dava şartı olarak hüküm altına alınmış olmasıdır. İlgili 3. Madde hükümlerince; alacak ya da işe iade talebi bulunan işçi tarafından, mahkemeden önce arabulucuya başvurulmaz ise dava şartı eksikliğinden dava reddedilecektir. Taraflar arabuluculuk görüşmelerine dava süreçlerinde olduğu gibi avukatları aracılığı ile de katılabilecektir. Arabulucu, yapılan başvuruyu görevlendirildiği tarihten itibaren üç hafta içinde sonuçlandıracak, zorunlu hallerde ise bu süre en fazla bir hafta uzatılabilecektir. Görüşmeler neticesinde uzlaşılması halinde arabuluculuk ücreti taraflarca eşit şekilde karşılanacaktır. Geçerli bir mazeret göstermeden görüşmelere katılmayan taraf, lehine karar verilmiş olsa dahi yargılama giderinin tamamını ödemekle yükümlü olacaktır. Uygulamada sıkça karşılaşılan asıl işveren- alt işveren, başka bir anlatımla taşeron ilişkisinin varlığı halinde, işçi tarafından işe iade talebiyle arabulucuya başvurulduğunda, anlaşmanın gerçekleşebilmesi için işverenlerin ya da avukatlarının görüşmelere birlikte katılmaları ve iradelerinin birbirine uygun olması gerekmektedir. Kanun ile arabulucuya başvuru zorunlu hale gelmiş ise de işçi ve işveren arasındaki uyuşmazlığın arabulucu vasıtası ile çözülmesi zorunlu değildir. Arabuluculuk bürosuna başvurulmasından, son tutanağın düzenlendiği tarihe kadar geçen sürede zamanaşımı duracak ve hak düşürücü süre işlemeyecektir. Taraflar görüşmeler neticesinde uzlaşamaz ise yine dava yoluna başvurmak mümkün olacaktır. Görüşmeler neticesinde uzlaşılmaması halinde görüşmelerin ilk iki saatlik bölümü Hazineden, iki saati aşan kısmı ise taraflarca eşit şekilde karşılanacaktır. İş kazası veya meslek hastalığından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davaları ile bu davalar ile ilgili rücu davaları için arabulucuya başvuru şartı bulunmamaktadır.

Değişen zaman aşımı süreleri: Kanun; 4857 sayılı İş Kanunu’nda da değişiklik meydana getirmektedir. Yıllık izin ücreti, kıdem ve ihbar Tazminatları, kötü niyet tazminatı, eşit davranma ilkesine aykırı davranılmasından kaynaklanan tazminatta zamanaşımı süreleri 10 yıldan 5 yıla indirilmiştir. İlgili 15. Maddenin gerekçesinde; yapılan bir fesih sebebiyle on yıl boyunca dava tehdidi ile karşı karşıya kalınmasının yeni yatırımlar yapılması konusunda işverenlerin cesaretini kırdığı ve ekonomik anlamda önünü görme ve plan yapma konusunda sıkıntılar yaşanmasına sebep olduğu belirtilmiş, işçinin kendi alacağına karşı 10 yıl gibi uzun bir süre kayıtsız kalmasının hukuk düzeni tarafından korunmaması gerektiği ifade edilmiştir. 

İşe iade talepli başvurular ile işe iade davalarından kaynaklanan tazminatların belirlenmesi: İşe iade talep eden işçi, fesih tarihinden itibaren 1 ay içinde arabulucuya başvurabilecektir. Görüşmeler neticesinde işveren ile uzlaşma sağlanamaması halinde işçi, uzlaşılamadığına ilişkin son tutanak düzenlendiği tarihten itibaren iki hafta içinde iş mahkemesinde dava açabilecektir. Görüşmeler neticesinde taraflar arabulucu vasıtası ile işçinin işe başlatılması konusunda anlaşırlar ise işe başlatma tarihi ve işe başlatmamanın sonuçları da belirlenecektir. İşe başlatma tarihi, ücret ve diğer hakların parasal miktarı, işçinin işe başlatılmaması durumunda ödenecek tazminatın parasal miktarı açıkça belirlenmez ise uzlaşma sağlanamamış sayılacaktır. Kanun; 4857 sayılı İş Kanunu’nun “Geçersiz Sebeple Yapılan Feshin Sonuçları” başlıklı 21. Maddesinde de değişiklik meydana getirmektedir. İşe başlatmama tazminatı ile boşta geçen süre alacaklarının eski kararlarda olduğu gibi ay esaslı değil parasal miktar esaslı olarak belirleneceği düzenlenmiştir. Bu önemli değişikliğin sonucu olarak; işe iade kararının ardından işveren tarafından işe başlatılmaması halinde işçi, kararda yazan parasal miktarın tahsili için doğrudan icra takibi ile tazminatlarının ödenmesi yoluna başvurabilecektir. Mahkeme tarafından belirlenecek tazminatlar ile ücret ve diğer hakların parasal miktarı belirlenirken işçinin “dava tarihindeki ücreti” esas alınacaktır.