sahin-hukuk

Soru ve Cevaplarla Corona Virüsü İşyerlerini ve Ticareti Nasıl Etkileyecek?

Soru ve Cevaplarla Corona Virüsü İşyerlerini ve Ticareti Nasıl Etkileyecek?

İş Hukuku Departmanı

Mart 2020

Soru ve Cevaplarla Corona Virüsü İşyerlerini ve Ticareti Nasıl Etkileyecek?

 

Corona Virüsü Nedir?

Corona virüsü olarak bilinen COVID-19; solunum yolu ile, yani çok kısa zamanda geniş kitlelere ulaşabilen bir yol ile bulaşan ve ilk olarak Çin’de ortaya çıkmış olan bir virüstür. Yeni ortaya çıkan bu virüse karşı bağışıklığımız olmadığından, hastalanma potansiyeli olan herkesin hastalanması söz konusu oluyor. Burada; kronik hastalığı olan kişilerin, bağışıklığı güçsüz olan kişilerin veya yaşlı kişilerin diğer kişilere nazaran söz konusu hastalığı daha ağır geçirdiklerini belirtmek gerekmektedir.

 

Pandemi Nedir?

Pandemi veya pandemik hastalık; bir kıta, ve hatta tüm dünya gibi çok geniş bir alanda yayılan ve etkisini gösteren salgın hastalıklara verilen genel addır.

Dünya Sağlık Örgütü (WHO) de geçtiğimiz günlerde korona virüsü salgınını, pandemi yani küresel salgın ilan edilmiştir.

 

Pandemi, Mücbir Sebep Midir?

Yargıtay içtihatları uyarınca, yalnızca doğa olayları değil, sosyal, hukuki veya insana bağlı beşeri olaylar da mücbir sebep olabilmektedir. Örneğin, Yargıtay, ihracat/ithalat yasaklamalarını da mücbir sebep saymıştır.

Mücbir sebebin varlığını ve borcu ifa etmesinin imkansızlığının da bu mücbir sebepten ileri geldiğini ispat eden borçlunun borcu sona erer. Başka bir anlatımla, bir mücbir sebep mevcut olmalı ve mücbir sebep sayılan bu olay ile borcun yerine getirilememesi arasında nedensellik bağı bulunmalıdır.

 

Dünya Sağlık Örgütü’nün (WHO) Korona Virüsünü Pandemik İlan Etmesi Borçlar Bakımından Ne Anlam İfade Ediyor?

Mücbir sebep, kusurdan uzak, sezilemeyen, karşı konulamayan ve gerçek bir olay olmalıdır. Buna göre; gerçekleşmiş bir deprem mücbir sebep iken, deprem olabilir beklentisi bir mücbir sebep değildir. Dünya Sağlık Örgütü’nün korona virüsünü pandemik olarak tanımlaması, tehdidin küreselleştiğini vurgulamak için alınmış bir tedbir niteliğindedir. Borçlunun her zaman için malvarlığından veyahut başkalarından (kredi, borç vb.) temin ederek para borcunu ödeme imkanı olduğundan, para borçlarında ifa imkansızlığından bahsetmek pek mümkün olmayacaktır.

 

Paket Tur İptalinde Tüketicilerin Hakları Ne Olacak?

Yasaya göre, turun başlamasına 30 gün kala belirli harçlar ödenerek paket turlar iptal edilerek ödenmiş olan ücret geri alınabiliyor.

Yaşanan salgın nedeniyle tüketicilerin daha önceden satın almış olduğu paket turların mücbir sebebe bağlı olarak feshedilip edilemeyeceği de gündemdeki konulardan biri. Bir uyuşmazlıklar doğması halinde tüketici hakem heyetlerine gidilmesi gerektiğini hatırlatırız.

 

Bütün Turlar Mücbir Sebep Kapsamına Girecek Mi?

Bu konuda paket turun hangi ülkeye düzenlendiği belirleyici olacaktır. Gerek Dışişleri Bakanlığı, gerekse Sağlık Bakanlığı tarafından yapılan açıklamalar doğrultusunda; corona virüsünün yoğun olarak görüldüğü Çin, İran, Irak, İtalya, Güney Kore'ye uçuşlar durdurulurken, benzer olarak Suudi Arabistan yönetimi tarafından umre ziyaretlerinin iptal edildiği ve ayrıca havayolu taşımacılık şirketlerinin de bu ülkelere olan uçuşlarının iptal edildiği görülmektedir. Bu bağlamda; corona virüsü salgınının, uçuşları durdurulan ve hakkında resmi olarak seyahat uyarısı yapılan ülkeleri içeren paket tur sözleşmeleri kapsamında bir mücbir sebep hali olduğu değerlendirilmektedir.

6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun ve Paket Tur Sözleşmeleri Yönetmeliği ile, tüketicilerin satın almış olduğu bir paket tura, mücbir sebep hali veya herhangi bir sebeple katılmaktan vazgeçerek sözleşmeyi feshetme hakkı tanınmıştır. Satın alınan paket turun Çin, İran, Irak veya İtalya gibi uçuşları durdurulan veya seyahat uyarısında bulunulan bir ülkeye olması halinde, virüsün mücbir sebep olarak değerlendirileceğini ve tüketicinin seyahatine 30 günden az bir süre kalmış olsa da, paket turu iptal edebileceği, ilgili yönetmelik gereğidir.

Pekcan, söz konusu iptal durumunun ayrıntılarına ilişkin şu bilgileri paylaşmıştır:

“Tüketicimizin corona virüs gibi mücbir sebep nedeniyle paket turun başlamasına 30 günden az bir süre kala da fesih bildiriminde bulunması halinde, ödenmesi zorunlu vergi, harç ve benzeri yasal yükümlülüklerden doğan masraflar ile üçüncü kişilere ödenip belgelendirilebilen ve iadesi mümkün olmayan bedeller hariç geriye kalan tüm bedelin herhangi bir kesinti yapılmaksızın 14 gün içerisinde tüketiciye iade edileceği düzenlenmiştir. Ancak, paket tur hizmetinin herhangi bir seyahat uyarısı veya uçuş iptalinin söz konusu olmadığı bir ülkeye yönelik olması halinde ise tüketicinin sahip olduğu hakların sözleşmenin fesih tarihi dikkate alınmak suretiyle belirlenmesi gerektiği değerlendirilmektedir. Mücbir sebebe dayanmaksızın 30 günden daha az bir süre kala yapılan fesih bildirimlerinde paket tur sözleşmesinde belirtilmek şartıyla belirli bir tutar veya oranda kesinti yapılabileceği düzenlenmiştir.”

Bu çerçevede; tüketicilerin anılan ülkelere yönelik satın almış oldukları paket tur sözleşmelerini yaşanan corona virüsü salgını nedeniyle feshetmek istemeleri halinde, bu koşullara ve yasal düzenlemelere göre hareket etmeleri gerektiğini vurgulayan Pekcan, paket tur operatörlerinin de bu kapsamda tüketici memnuniyetini ön plana koyan bir tutum sergilemeleri gerektiğini ifade etmiştir.

Bakan Pekcan, buna rağmen vatandaşların mağduriyet yaşamaları halinde imzalanmış olan paket tur sözleşmesi ve gidilecek destinasyon özelinde en doğru kararın Tüketici Hakem Heyetleri ve Tüketici Mahkemeleri tarafından verileceğini bildirmiştir. Pekcan, bu konudaki uyuşmazlıklarda illerde “Ticaret İl Müdürlüğü”, ilçelerde “Kaymakamlık” bünyesinde oluşturulan “Tüketici Hakem Heyetleri” ile adliyelerde bulunan “Tüketici Mahkemelerine” başvuru yapılması gerektiğini de sözlerine eklemiştir.

 

Şirketlerin Bankalara Olan Borçları Ne Olacak?

Bankalara olan kredi borcunun ödenmemesi gibi bir durumun, uzun yıllar sürecek mahkeme süreçlerini doğuracağını belirten uzmanlar, “Devlet ya da Bankalar Birliği bu noktada devreye girerek virüsten etkilenen şirketlere 6 ay ya da 1 yıl ödeme ertelemesi kararı alabilir. Bu da şirketleri rahatlatacaktır. Eğer iş dava sürecine gider ve şirketler bankalara dava açarsa iş sonuçlanıncaya kadar çok vahim durumlar ortaya çıkabilir” demektedir.

 

Yaygın Ölümcül Hastalıklar ve Pandemiler Arasındaki Farklar Nelerdir?

WHO (Dünya Sağlık Örgütü) tanımlamasına göre bir pandemi ancak aşağıdaki üç koşulu sağladığı halde başlamış sayılır:

  • Nüfusun daha önce maruz kalmadığı bir hastalığın ortaya çıkışı
  • Hastalığa sebep olan etmenin insanlara bulaşması ve tehlikeli bir hastalığa yol açması
  • Hastalık etkeninin insanlar arasında kolayca ve devamlı olarak yayılması

Bir hastalık veya tıbbi durum sadece yaygın olması ve çok sayıda insanın ölümüne yol açması nedeniyle pandemi olarak nitelendirilemez, aynı zamanda bulaşıcı olması gereklidir. (Örneğin, kanser, insanlarda çok sayıda ölüme sebep olan bir hastalık olmasına rağmen, bulaşıcı olmadığı için pandemi olarak adlandırılmamaktadır.)

 

Mücbir Sebep Nedir?

Türk Borçlar Kanunu’nda tanımı yapılmamış olan mücbir sebep; Yargıtay içtihatlarına göre, borçlunun faaliyeti ve işletmesi dışında meydana gelen, genel bir davranış normunun veya borcun ihlaline mutlak ve kaçınılmaz bir şekilde yol açan, öngörülmesi ve karşı konulması mümkün olmayan olağanüstü bir olaydır. Bu anlamda deprem, sel, yangın, salgın hastalık gibi doğal afetler mücbir sebep sayılmaktadır. Yargıtay içtihatlarına göre sadece doğal olaylar değil, sosyal, hukuki veya insana bağlı beşeri bir olay da mücbir sebep olabilmektedir.

 

Mücbir Sebepler Herhangi Bir Kanunda Sayılmış Mıdır?

4735 Sayılı Kamu İhale Sözleşmeleri Kanunun 10. maddesinde “Genel Salgın Hastalık Hali” mücbir sebep olarak sayılmıştır. Corona virüsü, mahiyeti itibariyle genel salgın hastalık halini aldığı için mücbir sebep olarak kabul edilecektir.

Bakanlar Kurulu Kararları ışığında mücbir sebep olarak kabul edilebilecek haller aşağıda belirtilmiştir:

  • Doğal afetler, 
  • Kanuni grev,
  • Genel salgın hastalık,
  • Kısmi veya genel seferberlik ilânı,
  • Mal veya hizmet alımı ile yapım işine konu işin özelliği nedeni ile idari şartnamede belirtilmek kaydıyla, idarece ilave edilecek diğer haller.

 

Vergi Usul Kanununda Mücbir Sebep Hali Düzenlenmiş Midir?

Vergi Usul Kanunu'nun 13. maddesinde; mücbir sebep halleri ile Maliye Bakanlığı'nın, mücbir sebep sayılan haller nedeniyle bölge, il, ilçe mahal veya afete maruz kalanlar itibariyle mücbir sebep hali ilan etme ve vergi ödevlerini yerine getiremeyecek olanları tespit etmeye yetkili olduğu hükme bağlanmıştır. Anılan kanunun 111. maddesi de beyannamelerin verilme süreleri ile bu beyannamelere istinaden tahakkuk eden vergilerin ödeme sürelerini uzatma yetkisi tanımaktadır.

 

Vergi Usul Kanununda Sayılan Mücbir Sebep Halleri Nelerdir?

  • Vergi ödevlerinin herhangi birinin yerine getirilmesine engel olacak ağır kaza, ağır hastalık, tutukluluk,
  • Vergi ödevlerinin yerine getirilmesine engel olacak yangın yer sarsıntısı ve su basması gibi afetler,
  • Kişinin iradesi dışında meydana gelen mecburi gaybubetler,
  • Sahibinin iradesi dışındaki sebeplerle defter ve vesikaların elden çıkmış olması, gibi hallerdir.

Kaza ve hastalığın, mücbir sebep olarak kabul edilmesi için, vergi ödevlerinin yerine getirilmesine engel olacak derecede ağır olması gerekir. Ağır hastalık halinin resmi doktor veya sağlık kurulu raporu ile tevsik edilmesi gereklidir. İnfraktüs geçiren bir kimsenin bu konuda alacağı resmi doktor raporu ise yeterli olacaktır. Bu ölçüde belirgin olmayan hastalıklarda ise, hastalığın varlığı yine resmi doktor raporu ile tevsik edilmelidir.

Kanunda, mücbir sebepler tahdidi olarak sayılmamış, 4 bent halinde belli durumlar belirtildikten sonra, maddenin sonundaki "gibi" edatı ile benzer bazı hallerin de mücbir sebep sayılabileceği kabul edilmiştir.

 

Mücbir Sebep ile Vergiyi Doğuran Olay Arasında Nasıl Bir Bağ Vardır?

Mücbir sebep, vergiyi doğuran olayı etkilemez. Sadece vergi alacağının, (mükellef yönünden vergi borcunun) doğması üzerine mükellefçe yerine getirilecek vergileme ile ilgili görevlerin süresini uzatır. Örneğin, faiz şeklindeki menkul sermaye iradı, mükellefin bütün bir takvim yılı boyunca devam eden ağır hastalığı dolayısı ile tahsil edilmemiş olsa bile, o yılın geliri sayılır.

 

Vergi Usul Kanununda Mücbir Sebep Hallerinde Mükellefin Ödevlerini Yerine Getiremeyeceği Haller Nelerdir? (Mücbir Sebepler ve Sürelerin İşlememesi)

Mücbir sebep, vergileme ile ilgili olarak kanunen veya idarece tespit edilmiş olan süreleri durdurur. Duran süre, mücbir sebebin ortadan kalkmasından sonra yeniden işlemeye başlar. Örneğin; bir gelir vergisi mükellefi, 2008 takvim yılına ait gelir vergisi beyannamesini vermeden, 21 Mart 2009 tarihinde kalp krizi geçirmişse ve mükellef 20 Mayıs 2009 tarihine kadar tedavi altında kalmış ve bu tarihte de iyileşmişse, bu durumda gelir vergisi beyannamesi 24 Mayıs 2009'a kadar, kalan 4 günlük sürede verilirse beyanname süresinde verilmiş kabul edilir. Ancak daha sonrasında verilmesi halinde cezalı tarhiyat yapılır.

 

Mücbir Sebep Bütün Süreleri Etkiler Mi?

Mücbir sebep, vergilemeyle ilgili bir görevin yerine getirilmesi bakımından, kanunen veya idarece tayin edilmiş bütün süreleri durdurur. Buna, ödeme ve bir hak veya imkanın kullanılması ile ilgili süreler de dahildir.

 

Mücbir Sebebin Ödemelere Etkisi Nedir?

Mücbir sebep, bütün süreler için geçerlidir. Fakat bu, belli bir mücbir sebebin, aynı zamanda bütün süreleri durduracağı anlamına gelmez. Özellikle, mükellefin şahsı ile ilgili olmayan hallerde, mücbir sebep sadece etkili olduğu süreyi durdurur. Örneğin mükellefin defter ve belgelerinin yanmış olması, daha önce tahakkuk etmiş vergi borcunun vadesinde ödenmemesini gerektirmez. Aşağıdaki hususlara dikkat edilmelidir.

  • Mücbir sebep, ödeme süresini de etkileyebilir. Ancak mücbir sebebe rağmen gecikme zammı alınır. Tahakkuk etmiş bir vergi borcunun zamanında ödenmemesi, vergi idaresinin cebri tahsilata yönelmesini ve gecikme zammı uygulanmasını gerektirir. Mücbir sebep ödeme bakımından, sadece cebri tahsilata geçilmesini önler.
  • Mücbir sebebin, ödeme süresine etkisi, bir başka yönü ile bir haktan yararlanmanın, ödemenin belli sürede yapılması şartına bağlandığı hallerde görülür. Örneğin; ceza indiriminden yararlanmak için, ödemenin tahakkuktan itibaren 1 ay veya teminat gösterilmek şartıyla 4 ay içinde yapılması gerekmektedir. Mücbir sebep halinde, 1 veya 4 aylık bu ödeme süresi uzamaktadır.

 

Vergileme ile İlgili Görevlerin, Mükellef Yerine, Kanuni Temsilci Tarafından Yerine Getirilmesi

Vergileme ile ilgili görevlerin, mükellef yerine, kanuni temsilci tarafından yerine getirilmesi gereken hallerde kanuni temsilcinin şahsı yönünden ortaya çıkan mücbir sebepler, mükellefle ilgili süreleri etkiler. Ancak, tüzel kişilerde birden fazla temsilci bulunduğunda, bunlardan birinin şahsı ile ilgili mücbir sebep, tüzel kişiye ait ödevlerin sürelerinde yerine getirilmemesinin sebebi olamaz.

Kanuni temsilcinin şahsı ile ilgili mücbir sebep hali, sürekli veya uzun süreli olduğunda, temsilcinin değiştirilmesi icap edecektir. Bunun için vergi idaresinin gerektiğinde mahkemeye başvurması da mümkündür.

Mükellefin vergileme ile ilgili ödevlerinin tamamı veya bir kısmının, umumi vekil vasıtası ile yapılması, umumi vekilin şahsı ile ilgili mücbir sebep halinin, kendisi yönünden geçerli sayılmasını gerektirmez. Bu takdirde ödevler bizzat mükellef tarafından yerine getirilir. İstinaden bazı hallerde umumi vekilin şahsı ile ilgili mücbir sebep mükellefleri de etkileyebilir. Olayına göre vakit kaybetmeksizin vergi idaresinin bilgisine başvurulmalıdır.

 

Muhasebecinin veya Müşavirin Şahsı ile İlgili Mücbir Sebebin Etkisi:

Uygulamada, özellikle, muhasebecinin hastalığı nedeniyle kayıtların zamanında yapılmamış olduğu hallerde bunun mücbir sebep sayılarak, ceza uygulanmaması gerektiği mükelleflerce ileri sürülmektedir. Vergi idaresinin muhatabı, mükellefin kendisi veya bazı özel durumlarda kanuni temsilcidir. Muhasebeci, mükellefin ödevleri bakımından, vergi idaresine muhatap veya ona karşı sorumlu değildir. Bu nedenle muhasebecinin şahsı ile ilgili mücbir sebep, mükellef yönünden geçerli sayılmayacaktır.

3568 sayılı Kanun uygulamasında serbest muhasebecilere imza yetkisi verilmiş olması özel bir unsurdur. Vergi idaresinin imza zorunluluğunu aradığı hallerde, muhasebecinin şahsı ile ilgili bir mücbir sebebin mükellef açısından da geçerli bir mücbir sebep sayılması ve beyanname verme süresinin uzatılacağı sonucu doğmaktadır. Gelir ve kurumlar vergisi beyannamelerinin tam tasdiki söz konusu olduğunda yeminli mali müşavir maruz kaldığı mücbir sebep halleri de beyanname ve tam tasdik raporu verilme sürelerini etkileyebilir.

 

Mücbir Sebep Halinde Tarh Zamanaşımının Uzaması Söz Konusu Olur Mu?

Vergi Usul Kanunu'nun 15. maddesinde mücbir sebep halinde bu sebep ortadan kalkıncaya kadar sürelerin işlemeyeceği belirtildikten sonra, tarh zamanaşımının işlemeyen süreler kadar uzayacağı da hükme bağlanmıştır.

Bunun için, mücbir sebep halinin, vergileme ile ilgili görevin yapılması gereken süre içinde ortaya çıkması ve süreyi durdurmuş olması gerekmektedir. Görevin yapılması için tayin edilen süreden önce biten veya ondan sonra ortaya çıkan mücbir sebep, zamanaşımı süresini uzatmaz.

 

Mücbir Sebep Hallerinde Ceza Kesilebilir Mi?

Vergi Usul Kanunu'nun 373. maddesine göre, bu kanunda yazılı mücbir sebeplerden herhangi birinin meydana geldiği malum ise veya ispat olunursa vergi cezası kesilmez.