İşverenlerin Covid-19 (Corona Virüs) Konusunda Alması Gereken Hukuki Önlemler

İş sağlığı ve güvenliği açısından işverenin yükümlülüğünü düzenleyen temel kurallar 4857 Sayılı İş
Kanunun 77.maddesinde belirlenmiştir. 4857 Sayılı Kanun’un 77’nci maddesinde; açıkça işverenin iş
sağlığı ve güvenliği sağlanmak için “gerekli her türlü önlemleri alması” gerektiği belirtilmiştir. Bu
düzenleme karşısında işveren, salt mevzuatın belirlediği önlemleri değil bilim, teknik ve tecrübenin o
anda ulaştığı seviyede alınabilecek önlemleri de almak durumuyla karşı karşıyadır. Mali durumdaki
yetersizlik, tecrübesizlik ve bilgisizlik önlem alma konusundaki eksiklikleri için mazeret
oluşturmayacaktır. Bilindiği üzere, Çin’in Wuhan şehrinde görülmeye başlayan öksürme ve yüksek
ateş semptomlarıyla grip veya nezleye benzeyen ama daha ağır sonuçlara neden olan Covid-19
virüsü, 100’den fazla ülkede 110 binden fazla insanı etkilemiş, etkilemeye de devam etmektedir.
Türkiye’de de 12.03.2020 itibariyle 18 kişide tespit edilen işbu virüse karşı işverenlerin önem alma
yükümlülüğü bulunmaktadır. Bir hastalığın pandemi (küresel salgın) ilan edilebilmesi için, yeni bir virüs
olması, insandan insana kolayca ve sürekli bir şekilde buluşması gerekmektedir. Dünya Sağlık Örgütü
(WHO) tarafından pandemi ilan edilen hastalık, Dünya Sağlık Örgütü Genel Sekreteri tarafından alarm
seviyesine gelinmesi ve gerekli önlemlerin alınması gerektiği konusunda uyarıda bulunmuştur. Bu
nedenle dünyanın her yerinde işverenler tarafından iş sağlığı ve güvenliği ile ilgili tedbirler almaya
başlanmıştır. Bu nedenle danışmanı olduğumuz sizleri önceden alınması gereken tedbirlere için
bilgilendirme ihtiyacımız hasıl olmuştur. Yargıtay 21. Hukuk Dairesi’nin 15.04.2019 tarihli kararında,
Yurtdışı görevinde H1N1 virüsü kaparak ölen işçinin vefatını iş kazası olarak nitelendirmiştir. İşbu
karar ışığında Corona Virüsü bakımından da işverenin sorumluluğunun doğacağı öngörülmektedir. Bu
durumda İşverenler hukuki olarak mevzuatta tanzim edildiği üzere “gerekli tüm önlemleri” alması
gerekmektedir. İş Sağlığı ve Güvenliği Kurulu bulunan şirketlerde işbu kurulun toplanması ve atılacak
adımların belirlenmesi gerekmektedir. İş yeri hekimi ile koordine olunarak hareket edilmesi ve şirket
bünyesinde alınacak tedbirlerden sorumlu bir kişi seçilip görevlendirilmesi gerekmektedir.
6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun 16. Maddesi uyarınca, İşyerinde iş sağlığı ve
güvenliğinin sağlanması ve sürdürülebilmesi amacıyla işverenin, çalışanları ve çalışan
temsilcilerini bilgilendirme yükümlülüğü bulunmaktadır. Çalışanlara Corona virüsü ile ilgili eğitim
verilmeli, konu ile ilgili el broşürü hazırlanmalı, konu hakkında alınan önlemler hakkında bilgi
verilmelidir. Çalışanların bir arada bulundukları ortamların ve ortak kullanılan tuvalet, yemekhane,
kantin gibi alanların hijyeni düzenli olarak gün içinde sağlanmalı ve iş yeri düzenli olarak gün içinde
havalandırılmalı, her çalışana antiseptik el solüsyonu sağlanmalı, hali hazırda varsa sayıları
arttırılmalı, sürekli dolu tutulmalı veya aynı işlevi gören kolonya (minimum %60 alkol içeren)
vb. koruyucu ekipmanlar sağlanmalıdır. Tuvalet ve lavabolara bilgilendirici afişler ile farkındalık
yaratılması gerekmektedir. Solunum yolu hijyeninin sağlanması için yeterli miktarda tıbbi maske ve
kağıt mendil bulundurulmalı ve öksürük, hapşırık, burun akıntısı şikayeti bulunanlarca kullanılması
sağlanmalı, kullanılan maske ve mendillerin hijyenik bertaraf için atık kutuları temin edilmeli. Sık
kullanılan ve temas edilen yüzeyler hijyenik hale getirilmeli, genel temizlik artırılmalıdır. (Masalar,
telefonlar, klavyeler kapı kolları, musluk başlıkları, tırabzanlar, tutamaklar vb. sık sık temizlenmeli).
Yurtdışı iş seyahatlerini zorunlu olmadıkça iptal etmeli, yurtdışı seyahatinden gelen çalışanları Corona
virüs testleri ve ilgili tetkiklerin yapılması amacıyla sağlık kurumlarına yönlendirmeli, çalışanlara sağlık
ocaklarından tedbir amaçlı 14 gün boyunca (virüsün kuluçka süresi) istirahat rapor alınmasının
sağlanması gerekmektedir. Çalışanın rapor almak istememesi halinde çalışana idari ücretli izin
verilmesi veya uzaktan çalışma yolu ile çalışmaları sağlanmalıdır. Çalışanlar, alt yükleniciler,
tedarikçiler arasında hafif grip, nezle, ateş şikâyetleri olanların evlerinde istirahat etmeleri ve işlerini
evden yapmaları sağlanmalı. İş yerinde uzaktan çalışma sistemi uygulanır ise, bu konuda
da çalışanlara bilgi verilmesi ve çalışanın onayının alınması gerekmektedir. Şirket bünyesinde zorunlu
olmadıkça toplantı yapmamak, yapılacak toplantıları kısa ve az kişi ile sınırlı tutmak veya toplantıları
video konferans aracılığı ile yapmak önerilmektedir. Şirket bünyesinde gerçekleştirilecek etkinlik,
seminer, gibi bütün toplu faaliyetlerin Nisan sonuna kadar iptal edilmesi önerilmektedir. Şirkette
tokalaşma/sarılma vb. yakın temasları sınırlanabilir, çalışanlara bu konuda dikkat etmeleri gerektiği
salık verilebilir. Çalışanlara servis araçları sağlanarak toplu taşıma kullanılmasının önüne
geçilebilir. Kullanılan servis araçlarındaki şoförlerin ise maske takması önerilmektedir. İş Kanunu’nun
İşçinin Haklı Nedenle Derhal Fesih Hakkını Düzenleyen Madde 24 şu şekildedir; “Süresi belirli olsun
veya olmasın işçi, aşağıda yazılı hallerde iş sözleşmesini sürenin bitiminden önce veya bildirim
süresini beklemeksizin feshedebilir: I. Sağlık sebepleri: a) İş sözleşmesinin konusu olan işin yapılması
işin niteliğinden doğan bir sebeple işçinin sağlığı veya yaşayışı için tehlikeli olursa. b) İşçinin sürekli
olarak yakından ve doğrudan buluşup görüştüğü işveren yahut başka bir işçi bulaşıcı veya işçinin işi ile
bağdaşmayan bir hastalığa tutulursa.” İşbu madde hükmünde işyerinde bulunan bir çalışana
Koronavirüs bulaşması durumunda çalışanların iş sözleşmelerini haklı nedenle feshetme hakkı
doğacaktır. Bu nedenle işverenlerin azami dikkat göstermeleri gerekmektedir. 4857 sayılı İş Kanunu

kapsamında çalışanın işverene iş görme ve işverenin de çalışana ücret ödeme borcu
bulunmaktadır. 4857 sayılı İş Kanunu zorlayıcı nedenlerle çalışanın iş görme borcunu yerine
getiremediği hallerde işverenin ücret ödeme yükümlülüğünü de düzenlemiştir. 4857 sayılı İş
Kanunu’nun Yarım ücret başlıklı Madde 40’sinde “24 ve 25 inci maddelerin (III) numaralı bentlerinde
gösterilen zorlayıcı sebepler dolayısıyla çalışamayan veya çalıştırılmayan işçiye bu bekleme süresi
içinde bir haftaya kadar her gün için yarım ücret ödenir. İş Kanunu’nun zorlayıcı nedenleri düzenleyen
24. Ve 25. Hükümlerine göre, zorlayıcı sebep nedenleriyle üretimin durması durumunda, işverenin
ücret ödeme borcu 1 hafta süreyle yarı ücret tutarında ödenmek koşulu ile devam etmekte olup işbu
zorlayıcı sebep yüzünden üretim durması 1 hafta süreden uzun sürer ise iş akdinin askıya alınmış
sayılacağı düzenlenmektedir. İşbu hastalığın yayılması ve durumun ağırlaşması, olağanüstü hal ilan
edilmesi, sokağa çıkma yasağı gibi sınırlayıcı önlemler alınması, çalışanların işyerine gelememesi,
hammadde veya ara malların tedarik edilememesi dolayısıyla işyerlerinde mal ve hizmet üretimin
durması durumunda çalışanlara, ücret ödeme yükümlülüğü 1 hafta süreyle yarım ücret şeklinde
ödenerek yerine getirilecektir. Üretimin durma süresi 1 haftayı aştığında ise iş akdi askıya alınmış
sayılacaktır. İş akdinin askıya alındığı süre zarfında işveren tarafından SGK primlerinin ödenmesi
zorunluluğu bulunmamakta, prim ödemesi işverenin inisiyatifine bırakılmaktadır. İşverenin üretimin
veya hizmetin durması hallerinde bir diğer seçeneği “Ücretsiz İzin” uygulamasıdır. Ücretsiz izin, tanımı
ve nasıl kullanılacağı kanunda açıkça belirtilmemiştir. 4857 Sayılı İş Kanunu Madde 56 ve 74’te işçiye
hak olarak verilen ücretsiz izinler dışında diğer tüm ücretsiz izinlerin tarafların rızasıyla kullanılması
gerekmektedir. Yazılı bir teklifin yapılması ve bir ücretsiz izin formunun doldurulması ücretsiz iznin
kurala bağlanması içindir. İşçi eğer ücretsiz izni kabul etmiyorsa Yargıtay kararınca bu işçi haklı fesih
hakkı elde etmiş olur. Kıdem tazminatını talep edebilir. Ama ihbar tazminatı alamaz. Ücretsiz izin
sırasında işçinin iş akdi devam eder. İşçi ücretsiz izinde başka bir yerde çalışırsa bu durum bazı
Yargıtay kararlarında işçinin iş akdinin feshi için haklı neden sayılmıştır. Yıllık Ücretli İzin
Yönetmeliği’nin 10. Maddesi gereğince, Nisan ve Ekim ayları arasında toplu izin uygulaması
yapılabilmektedir, İşbu toplu izin Nisan ayı başından itibaren yasal olarak kullanılabilir ayrıca bu sırada
bütün iş alanları dezenfekte etme işlemleri yapılabilir. Somut olayda Koronavirüs ile ilgili durumunun
gidişatı belirlenene kadar bütün işçilere o yılki yıllık izinleri kullandırtılabilir. İşverenine işbu durumda
salık verilen tavsiyelerden biri de Kısa Çalışma Uygulamasına geçilmesidir. Genel ekonomik, sektörel,
bölgesel kriz veya zorlayıcı sebeplerle işyerindeki haftalık çalışma sürelerinin geçici olarak en az üçte
bir oranında azaltılması veya süreklilik koşulu aranmaksızın işyerinde faaliyetin tamamen veya kısmen
en az dört hafta süreyle durdurulması hallerinde, işyerinde üç ayı aşmamak üzere (Cumhurbaşkanı
kararı ile 6 aya kadar uzatılabilir.) sigortalılara çalışamadıkları dönem için gelir desteği sağlayan bir
uygulamadır. Kısa Çalışma ve Kısa Çalışma Ödeneği Hakkında Yönetmelik’te kısa çalışma
uygulaması “Üç ayı geçmemek üzere işyerinde uygulanan çalışma süresinin, işyerinin tamamında
veya bir bölümünde geçici olarak en az üçte bir oranında azaltılmasını veya süreklilik koşulu
aranmaksızın en az dört hafta süreyle faaliyetin tamamen veya kısmen durdurulmasını” ifade eder
biçiminde tanımlanmıştır.  Aynı yönetmelikte zorlayıcı sebepler; İşverenin kendi sevk ve idaresinden
kaynaklanmayan, önceden kestirilemeyen, bunun sonucu olarak bertaraf edilmesine imkân
bulunmayan, geçici olarak çalışma süresinin azaltılması veya faaliyetin tamamen veya kısmen
durdurulması ile sonuçlanan dışsal etkilerden kaynaklanan dönemsel durumları ya da deprem, yangın,
su baskını, heyelan, salgın hastalık, seferberlik gibi durumları şeklinde açıklanmıştır. Görüldüğü üzere
salgın hastalık kısa çalışma uygulaması yapılabilecek zorlayıcı durumlardan birini teşkil
etmektedir. Zorlayıcı sebeplerle işyerinde kısa çalışma yapılmasını talep eden işveren, Kurum
birimine, varsa toplu iş sözleşmesi tarafı işçi sendikasına yazılı bildirimde bulunur. İşverenin kısa
çalışma talebinin iş müfettişlerince yapılacak inceleme sonucu uygun bulunması sonrasında, Kısa
çalışma ödeneği, çalışmadığı süreler için, işçinin kendisine ve aylık olarak her ayın beşinde
ödenir. Ödemeler PTT Bank aracılığı ile yapılmaktadır. Sigortalıya yapılacak olan günlük ödeme
sigortalının son on iki aylık prime esas kazançları üzerinden hesaplanacak günlük ortalama kazancın
%60’ı üzerinden gerçekleşmektedir. Ancak bu şekilde yapılacak hesaplama sonucunda bulunan tutar,
aylık asgari ücretin brüt tutarının %150’sini geçemeyecektir. Sonuç olarak Dünya Sağlık Örgütü’nün
işverenlere durumun ağırlaşma ihtimaline istinaden nüfusun bir kısmının evinde kalacak olması,
üretimin durma noktasına gelmesi gibi olasılıklara karşı işverenlere hazırlıklı olması ve kendi eylem
planlarını yapmasını salık vermektedir. Bu nedenle tarafımızca danışmanlık hizmeti verdiğimiz sizlere
önceden tedbir ve aksiyon almanız amacıyla İş Sağlığı ve Güvenliği kapsamında işbu bilgilendirme
yazısı iletilmektedir. Ayrıca işbu salgın nedeniyle yaşanan küresel krizin, hükümetimizin alacağı
tedbirler ile yön alacak olması sebebiyle sizleri gelişmelerden haberdar edeceğimizi de bildirmek
isteriz.