Hekimler Tarafından İşlenen Resmi Belgede Sahtecilik Suçu

Resmi Belgede sahtecilik suçları, Türk Ceza Yasası’nın üçüncü kısmının Kamu Güvenine Karşı Suçlar başlıklı dördüncü bölümünde düzenlenmiştir. Buna göre;

Madde 204 (1) Bir resmi belgeyi sahte olarak düzenleyen, gerçek bir resmi belgeyi başkalarını aldatacak şekilde değiştiren veya sahte resmi belgeyi kullanan kişi, iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. (2) Görevi gereği düzenlemeye yetkili olduğu resmi bir belgeyi sahte olarak düzenleyen, gerçek bir belgeyi başkalarını aldatacak şekilde değiştiren, gerçeğe aykırı olarak belge düzenleyen veya sahte resmi belgeyi kullanan kamu görevlisi üç yıldan sekiz yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. (3) Resmi belgenin, kanun hükmü gereği sahteliği sabit oluncaya kadar geçerli olan belge niteliğinde olması halinde, verilecek ceza yarısı oranında artırılır. Madde metninden anlaşıldığı gibi birinci fıkrada suçun faili kamu görevlisi olmayan sivil kişilerdir. İkinci fıkrada ise fail yalnızca kamu görevlisidir, kanun koyucu bu şekilde ikinci fıkrayı özgü suç olarak düzenleme yoluna gitmiştir. 

Suçun Unsurları: 

-Fail: Türk ceza kanunu resmi belgede sahtecilik suçunun failinin kamu görevlisi veya kamu görevlisi dışında bir kişi olmasına göre bir düzenleme yapmakta kamu görevlisi olan kişinin işlemiş olduğu resmi belgede sahtecilik suçunu, kamu görevlisi olmayan bir kişinin işlemiş olduğu resmi belgede sahtecilik suçundan daha ağır bir şekilde cezalandırmaktadır. Hekimlerin işlemiş olduğu resmi belgede sahtecilik suçları açısından hekimin kamu görevlisi olup olmadığı hususu ayrı bir önem gerektirmektedir. Çünkü kanun koyucu kamu görevlisi olan hekimi işlemiş olduğu sahtecilik suçu sebebiyle TCK’nın 204/2. Maddesiyle cezalandırma yolunu seçerken, kamu görevlisi olmayan hekimi yapmış olduğu sahtecilik fiili sebebiyle TCK’nın 210/2. Maddesinin yapmış olduğu atıfla TCK 204/1’e göre cezalandırmaktadır. Görüldüğü gibi kanunda gerçeğe aykırı belge düzenleyen kamu görevlisi olan hekimin, kamu görevlisi olmayan hekime göre daha ağır cezalandırılması düzenlenmiştir.

-Mağdur: Resmi belgede sahtecilik suçunun kamu güveni aleyhine işlenen bir suç olmasından dolayı, suçun mağduru toplumu oluşturan herkestir. Kişilerinde suçtan dolayı zarara uğrayabilecekleri kabul edilerek, zarara uğrayan kişilerin davaya katılma haklarının bulunduğu doktrinde kabul edilmektedir.

Maddi Konu Resmi Belge: Kanunda resmi belge tanımlanmamıştır. Resmi belgenin ne olduğu mahkeme içtihatlarından ve doktrin görüşlerinden anlaşılmaktadır. TCK’nın 204.maddesinin gerekçesinde ilk olarak belgenin yazılı olması gerektiğinin üzerinde durulmuş, yazılı kâğıt niteliğinde olmayan şeyin, ispat kuvveti ne olursa olsun, belge niteliği taşımadığı vurgulanmıştır. Aynı şekilde yazının belli bir kişiye veya kişilere izafe edilebilir olmasını aramıştır. Bu kişilerin gerçek veya hayali olması önem taşımadığı gibi kâğıtta imzalarının bulunması da gerekli değildir. Son olarak da kanun koyucu bir belgeden söz edebilmek için kâğıt üzerindeki yazının içeriğinin hukuki bir kıymet taşıması, hukuki bir hüküm ifade eylemesi, hukuki bir sonuç doğurmaya elverişli olması gerektiğini söylemiştir. Yargıtay vermiş olduğu birçok kararda da belgenin hukuki sonuç doğurur nitelikte olması gerektiğinin altını çizerek ispat kuvveti olmayan yazıları belge olarak kabul etmemiştir. Gerekçeye göre bir belgenin resmi belge sayılabilmesi için ise o belgenin kamu görevlisi tarafından düzenlenmesi ve kamu görevlisinin bu belgeyi usulüne uygun olarak görevi gereği düzenlemiş olması gerekmektedir. Örneğin hekimler tarafından düzenlenen hastalık raporu, sağlık raporu, ölüm raporu, darp raporu, sürücü muayene raporu, ilaç reçetesi gibi belgeler resmi belgelerdir.

-Kamu Görevlisi tarafından düzenlenme: Bir belgenin resmi belge sayılabilmesi için gereken ilk şart o belgenin kamu görevlisi tarafından düzenlenmiş olması şartıdır. Düzenleyen kişinin kamu görevlisi olmaması durumunda düzenlenen belge resmi belge sıfatını kazanamaz. Kamu görevlisi kavramı TCK m. 6/1-c’de tanımlanmıştır. Ayrıca bu tanım içine girmese dahi özel yasalardaki düzenlemeler sonucu bazı meslek grubu çalışanları kamu görevlisi olarak kabul edilmişlerdir. Örneğin “Kit personeli, teşebbüslerin ve bağlı ortaklıklarının belge ve senetlerine karşı işledikleri suçlardan dolayı memur sayıldıkları için, bunlar tarafından kuruma ait belgeler üzerinde işlenen sahtecilik de, kamu görevlisi tarafından resmi belgede sahtecilik biçiminde cezalandırılır”.

-Kamu görevlisi tarafından görevi gereği düzenlenme: Resmi belgeden söz edebilmek için belgenin kamu görevlisince düzenlenmiş olması yeterli değildir. Aynı zamanda kamu görevlisinin görevi gereği düzenlemiş olması gerekmektedir. Bu durum TCK m204/2. Maddede “görevi gereği düzenlemeye yetkili olduğu resmi bir belgeyi..” sözleriyle açıklanmıştır. Dolayısıyla maddenin ikinci fıkrası bakımından belgenin kamu görevlisinin görev ve yetki alanıyla ilgili bulunması zorunludur. Bu sebeplerle kamu görevlisinin yetkisi dışında, yetkisini aşarak düzenlemiş olduğu belge sonucu kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği (204/2) suçu oluşmaz, kamu görevlisi olan kişi sadece TCK’nın 204/1. Maddesi gereği cezalandırılır. 

-Kanunda öngörülen usul ve şekil kurallarına uyularak düzenleme: Resmi belge için mevzuat gereği uyulması gereken usul ve şartlar mevcutsa resmi belge bu usul ve şartlara uygun olarak düzenlenmelidir. Aksi halde belge, resmi belge sayılmayabilir. Ancak görevlinin yetkisi kapsamında düzenlemiş olduğu resmi belgede birtakım unsurlar olmamasına rağmen varmış gibi gösterilmesi durumunda, resmi belgede sahtecilikten söz edilir.

Resmi Belge Niteliğindeki Belgeler: Bazı belgeler resmi belge olmamakla birlikte kanun koyucu onları resmi belge olarak kabul etmiştir. Bunlar “TCK 210/1. Madde de sayılan kambiyo senetleri, hisse senetleri, emtiayı temsil eden belge, tahvil ve vasiyetname”dir. Ayrıca ikinci fıkrada sayılan kişiler tarafından düzenlenen belgelerde resmi belge hükmündedir. Bu belgelerin resmi belge sayılabilmeleri için kanunda öngörülen usul ve şekil kurallarına uyularak düzenlenmeleri gerekmektedir.

Madde gerekçesinde de belirtildiği üzere TCK  210/2. Maddede düzenlenen kamu görevlisi olmayan veya görevi gereği hareket etmeyen sağlık mesleği mensuplarının gerçeğe aykırı belge düzenleme suçu, ayrı bir suç olarak tanımlanmıştır. Ancak düzenlenen belgenin kişiye haksız bir menfaat sağlaması ya da kamunun veya kişilerin zararına bir sonuç doğurucu nitelik taşıması halinde, resmi belgede sahtecilik hükümlerine göre cezaya hükmolunacaktır.

Maddi Unsur: TCK 204\1. Maddesinde kamu görevlisi olmayan veya kamu görevlisi olmakla birlikte görevi gereği hareket etmeyen kimselerin resmi bir belgeyi sahte olarak düzenlemeleri veya resmi bir belgeyi başkalarını aldatacak şekilde değiştirmeleri ya da sahte belgeyi kullanmaları cezalandırılmaktadır. Maddenin ikinci fıkrasında ise kamu görevlisinin görevi gereği düzenlemeye yetkili olduğu resmi belgeyi sahte olarak düzenlemesi, resmi belgeyi başkalarını aldatacak biçimde değiştirmesi veya gerçeğe aykırı bir belge düzenlemesi, ya da kullanması eylemleri cezalandırılmaktadır. Resmi belgeyi sahte olarak düzenlemek, resmi belgeyi sahte olarak düzenlemek resmi belgede sahtecilik suçunun seçimlik hareketlerinden ilkini oluşturmaktadır. Doktrinde düzenlemek fiili taklit etmek olarak kabul edilmektedir. Resmi belgenin sahte olarak düzenlenmesinden “resmi belge esasında mevcut olmadığı halde, mevcutmuş gibi sahte olarak üretmek, oluşturmak, meydana getirmek” anlaşılmalıdır. Bunun için resmi belgenin, belgenin asıl düzenleyeni olan kişiden başka bir kişi tarafından düzenlenmesi gerekmektedir. Belgenin düzenleyicisi olarak görünen kişinin gerçek veya hayali bir kişi olması önem arz etmez. Nitelik olarak maddi sahtecilik sayılır. Özel bir kişi veya kamu görevlisince sahte belge üretme fiilini ifade etmektedir. Gerekçede “sahtecilikten söz edebilmek için, düzenlenen belgenin gerçek bir belge olduğu hususunda kişiyi yanıltıcı nitelikte olması gerekir. Başka bir değişle sahteliğin beş duyu ile anlaşılır olmaması gerekir. Özel bir incelemeye tabi tutulmadıkça gerçek olmadığı anlaşılamayan belge, sahte belge olarak kabul edilmek gerekir” denilerek resmi belgeyi sahte olarak düzenleme fiilinin aldatma kabiliyetine haiz olması gerekliliğinin altı çizilmiştir. Kısaca “aldatma kabiliyeti, sahteciliğin özünde mündeminçtir. Bu sebeple suçun bu seçimlik hareketinde “başkalarını aldatacak şekilde” ifadesine diğer seçimlik hareketlerden farklı olarak yer verilmemiştir. 

Resmi Belgeyi Başkalarını Aldatacak Şekilde Değiştirmek: Bu seçimlik harekette eylem belgenin düzenlenmesinden sonraki bir zaman zarfında gerçekleşmektedir. Resmi belgenin değiştirilmesinden bahsedebilmek için öncelikle geçerli bir resmi belgenin bulunması gerekmektedir. Değiştirme, belgeye sonradan ekleme veya çıkarma yapma anlamındadır. Yapılan şey düzenleyen kişinin başlangıçtan itibaren değiştirilen belgedeki gibi bir irade ortaya koyduğu görüntüsü yaratılmasıdır. Madde gerekçesinde değiştirme eylemi esasında mevcut olan resmi belge üzerinde, silmek veya ilaveler yapmak olarak anlatılmıştır. Belgede yapılacak olan değişiklik örneğin belgedeki bir tarihin silinmesi, kazınması, çeşitli yöntemlerle metinden çıkarılması şeklinde gerçekleşebilir. Önemli olan değişikliğin metnin üzerinde yapılmış olmasıdır çünkü belgenin arkasında veya altında yapılan ilaveler değişiklik sayılmamaktadır. Belgenin maddede belirtilen anlamda değiştirilmesinden bahsedilebilmesi belgenin anlamının değişmesine bağlıdır. Yapılan değişiklik Belgenin anlamını değiştirmek yerine sadece belgenin anlamının gizlenmesine sebebiyet vermiş ise resmi belgede sahtecilik yerine resmi belgenin bozulması söz konusu olur. Mevcut olan resmi belge üzerinde sahtecilikten söz edebilmek için yapılan değişikliğin aldatma kabiliyetine sahip olması aranmaktadır. Aldatma kabiliyeti, eski dilde iğfal kabiliyeti, yapılan değişikliğin üçüncü kişileri kandırıcı nitelikte olması gerektiğini ifade eder. Gerekçede bu durum sahteliğin beş duyu ile anlaşılır olmaması gerekir şeklinde belirtilmiştir. Yargıtay aldatma yeteneğinin bulunup bulunmadığının objektif kıstaslara göre belirlenmesi gerektiği görüşündedir. Örneğin Yargıtay 11 CD E 2012/1546, K2013/9334,T4.6.2013’li kararında “Resmi belgeyi bozmak, yok etmek ya da gizlemek” suçunun oluşabilmesi için belgenin içeriğindeki bilgilerin anlaşılmaz, kullanılamaz hale getirilmekle birlikte belgenin maddi varlığına dokunulmaksızın ondan faydalanma olanaklarının ortadan kaldırılması ya da belgenin tamamen yok edilmesi gerekeceği, somut olayda sanığın suça konu nüfus cüzdanındaki kimlik bilgileri üzerinde herhangi bir kazıntı ya da silinti yapmadan kimlikteki orijinal fotoğraf üzerine kendi fotoğrafını yapıştırmak suretiyle tahrifat yaptığı belgeyi kullanmaktan ibaret eyleminde resmi belgede sahtecilik suçunun oluşacağı ancak aldatma kabiliyetinin oluşmadığı yönündeki gözlem karşısında unsurları oluşmayan resmi belgede sahtecilik suçu yönünden sanığın beraatına karar verilmesi gerekir.” Denilerek ifade edilmiştir. Aldatma yeteneğinin tespiti için belgenin fiziki nitelikleri, şekil şartları dikkate alınmalıdır. Örneğin imza, soğuk damga, mühür, paraf vb. şekil şartlarının olması gerekmesine rağmen değiştirilen resmi belgede bulunmaması sonucu değiştirilen resmi belge hukuki anlamda hiçbir hüküm ifade etmeyeceği için sahtecilik fiilide söz konusu olmayacaktır.

Sahte Resmi Belgeyi Kullanmak: Resmi belgede sahtecilik suçunun oluşabilmesi için özel belgede sahtecilik suçundan farklı olarak düzenlenen sahte belgenin kullanılması gerekmemektedir. Yalnızca düzenlenmesi bu suçun oluşabilmesi için yeterlidir. Bu sebeple sahte belgeyi düzenleyen kişi aynı zamanda onu kullanmışsa tek suçtan ceza alacaktır.  Ancak düzenleyen ile kullanan kişiler farklı ise düzenleyen sahte belge düzenlemekten dolayı, kullanan ise sahte belgeyi kullanma eyleminden dolayı cezalandırılacaktır. Sahte resmi belgeyi kullanan kişi, resmi belgenin sahte olarak düzenlenmesi aşamasına katıldıysa, düzenleyen kişinin unvanına göre TCK m.204/1 veya 204/2 deki suçlara iştirakten cezalandırılmalıdır. Kullanmadan bahsedilebilmesi için belgenin başka bir kişi tarafından görülmüş veya muhatabın aldatılmış olmasının önemi yoktur. Doktrinde, kullanma hareketinin tamamlanması için muhataba belgedeki bilginin içeriği konusunda bilgi elde etme imkânının tanınmasının yeterli olduğu belirtilmektedir.

Gerçeğe Aykırı Belge Düzenlemek: Gerçeğe aykırı belge düzenleme seçimlik hareketi diğer hareketlerden farklı olarak sadece kamu görevlisi tarafından işlenen resmi belgede sahtecilik suçu bakımından söz konusudur. Madde gerekçesinde gerçeğe aykırı belge düzenlemeyi “kamu görevlisinin gerçeğe aykırı olarak bir olayı kendi huzurunda gerçekleşmiş gibi, bir beyanı kendi huzurunda yapılmış gibi göstererek belge düzenlemesi hali” şeklinde ifade etmiştir.  Doktrinde fikri sahtecilik olarak da kabul edilmektedir. Fikri sahtecilikte belge dış görünüş olarak sahte değildir. İçeriği gerçeği yansıtmadığı için oluşan sahtecilik durumudur. Belgeyi düzenleyen kişi ile sahteciliği yapan kişi aynı kişidir. Belgenin, asıl düzenleyeni olması gereken kişiden, başka bir kişi tarafından meydana getirilmesi veya belgenin düzenleyeni olarak gözüken kişi tarafından düzenlenmesinden sonra düzenleyen veya bir başkası tarafından eklemeler, çıkarmalar yapılması durumu maddi sahtecilik olarak kabul edilmektedir. Maddi sahtecilikte fikri sahtecilikten farklı olarak belge dış görünüş itibari ile sahtedir. Belirtmek gerekir ki TCK 204/2.maddesinin uygulanabilmesi için failin kamu görevlisi olması yeterli değildir. Aynı zamanda konusu suç teşkil eden eylemin kamu görevlisinin görevi gereği icra edilmiş olması gerekmektedir. Aksi halde kamu görevlisi olan failin hareketi 204/1.maddeye göre cezalandırılmalıdır. Sağlık mesleği mensuplarının hangi fıkraya göre cezalandırılması gerektiği kamu görevlisi sayılıp, sayılmamaları hususuna göre belirlenmektedir. Kamu görevlisi olan sağlık görevlileri hakkında görevleri gereği işlemiş oldukları sahtecilik suçu sebebiyle ikinci fıkra, kamu görevlisi olmayan özel sağlık kurumlarında görev alan sağlık görevlileri hakkında ise özel düzenleme olan 210. madde uygulama alanı bulmaktadır.

Manevi Unsur: Resmi Belgede sahtecilik suçu kasten işlenebilir bir suçtur. Kastın suçun maddi unsurunu oluşturan hareketlerden birisine ek olarak suçun konusuna da yönelik olması gerekmektedir. Bu yüzden fail belgenin sahte olduğunu bilmeden kullanmışsa kasten hareket etmiş olmaz. Suçun terör örgütünün faaliyeti çerçevesinde terör amacıyla işlenmesi “terör suçu” sayılır ve cezanın ağırlaştırılması gerekmektedir. Örneğin Yargıtay bir kararında;

 “Edremit 1.noterliğinde düzenlenen 22 nisan 1997 gün ve 5696 yevmiye numaralı genel vekaletnameyle sanık Yılmaz Altay tarafından vekil olarak atanan sanık Hikmet Kızılcan’ın, iş yerinin işlemlerini yerine getirmesi için düzenlenen vekaletnamenin aynı zamanda oy kullanma yetkisini de içerdiği düşüncesiyle, diğer sanık Yılmaz’ın  haberi olmaksızın Edremit Terziler ve Tuhafiyeciler Odası Genel Kurulunda onun yerine vekaleten oy kullanıp hazirun cetvelini de  imzaladığının anlaşılması karşısında; sanık Yılmaz Altay’ın yüklenen suçu işlediğini gösterir, hükümlülüğüne yeterli, kuşkudan uzak, hukuka uygun kesin ve inandırıcı, kanıtlar bulunmadığı, sanık Hikmet Kızılcan’da ise suç kastı bulunmayıp yüklenen suçun öğelerinin oluşmadığı  gözetilmeden, her iki sanığın ayrı ayrı beraatı yerine yazılı şekilde hükümlülüklerine karar verilmesi yasaya aykırıdır.” Diyerek sahtecilik suçunun taksirle işlenemeyeceğinin altını çizmiştir. Suçun oluşabilmesi için genel kast yeterlidir, özel kast aranmaması konusunda doktrinde görüş birliği vardır.

Korunan Hukuksal Yarar: Belgede sahtecilik suçları, belgenin delil olma niteliğini zarara uğratmakta, delil araçlarının güvenirliliğini sarsmaktadır. Bu sebeple belgelerin kanıt olarak gerçeği yansıttığına inanan kamunun güveni sarsılmıştır. Kısaca belgede sahtecilik suçlarında korunan hukuksal yarar kamu güvenidir. Korunan hukuksal yararın kamu güveni olması sebebiyle mağdurun rızası hukuku aykırılığı ortadan kaldıran bir sebep olarak gösterilemez. Belgede sahtecilik suçunun varlığı için belge üzerinde mülkiyet hakkının bulunup, bulunmaması bir önem taşımaz, belgenin mülkiyet hakkı sahibi de bu suçu işleyebilir. Çünkü sahtecilik suçları belgenin delil değerine yöneliktir, üzerindeki hakkın ne olduğu suçun oluşumu açısından fark yaratmayacaktır.

Suçun Özel Görünüş Biçimleri:

-Teşebbüs: Resmi belgede sahtecilik suçu, suçun maddi unsurunu oluşturan hareketlerden herhangi birisinin hayata geçirilmesiyle birlikte tamamlanır. Zararın doğması kastı aranmaz. Bu hareketlerden herhangi birisini gerçekleştirmek için doğrudan icraya başlayan ancak elinde olmayan nedenlerden dolayı icra hareketlerini yarıda kesen fail resmi belgede sahtecilik suçuna teşebbüsten dolayı cezalandırılır.  Fail icra hareketini kendi iradesi ile sonlandırırsa teşebbüs değil gönüllü vazgeçme hükümleri uygulanır. Suçun tamamlanması için seçimlik hareketlerden birinin gerçekleştirilmesi yeterlidir ayrıca belgenin kullanılması gerekmez. Ancak düzenlenen sahte belgenin kullanılması durumunda belgenin düzenlendiği an suçun tamamlandığı, kullanıldığı an ise suçun bittiği an olarak kabul edilmektedir. Örneğin sahte pasaport düzenlenmekle suç tamamlanmakta, sahte pasaportun yurt dışına çıkış işlemleri için kullanılmasıyla suç bitmektedir. Belgenin kullanma halinin devamlılık arz etmesi suçun bitmesi açısından önem taşımamaktadır. Çünkü suçla korunan hukuki değer ilk kullanma anında ihlal edilmiş, kamu zarara uğramıştır. Bu sebeple zaman aşımı süresi ilk kullanım anından itibaren işlemeye başlar.

-İçtima: Seçimlik hareketlerden birinin yapılmasıyla suç oluşacağından birden fazla seçimlik hareketin yapılması sonucunda iki ayrı suç yerine tek bir suç oluşur. Ancak belgenin kullanılması suretiyle başka bir suç da işlenmişse TCK 212. Maddesinde ki düzenleme gereği hem resmi belgede sahtecilik hem de oluşan diğer suçtan dolayı ayrı ayrı cezaya hükmolunur. Farklı yer ve zamanlarda birden fazla kişiye yönelik olarak gerçekleştirilen sahtecilik eylemleri sonucunda bağımsız suçlar oluşur Ancak fail tek suç işleme iradesi altında  aynı kişiye yönelik bir çok kere belgede sahtecilik suçunu işlemişse o zaman her belgede sahtecilik eylemi için ayrı ayrı cezalandırma yerine zincirleme suç hükümleri uygulanarak ceza tayini yapılır. “Yargıtay belirli bir amaca ulaşılmak için izlenen prosedür gereği sahte belgenin farklı yerlerde kullanılması sonucu zincirleme suç hükümlerinin uygulanması gerektiği kanaatindedir. örneğin nüfus idaresinden sahte kimlik belgesi düzenletip, bununla noterde imza sirküsü, muhtardan ikametgah belgesi, kurumdan ücret bordrosu elde ederek aynı belgelerle bankadan kredi alma eylemleri zincirleme sahtecilik suçunu oluşturur. (11.CD. 7.5.2008, 2162/4612).” 

-İştirak: Resmi belgede sahtecilik suçuna iştirakte genel hükümler uygulanacaktır. Ancak maddenin ikinci fıkrası suça iştirak açısından önem arz etmektedir. Bu fıkraya göre kamu görevlisi olamayan bir kişi kamu görevlisi tarafından gerçekleştirilen resmi belgede sahtecilik suçuna iştirak etmişse kamu görevlisi gibi cezalandırılır. Ancak  TCK’nın 40. Maddesinin ikinci fıkrasındaki hüküm dikkate alınarak kamu görevlisi olmayan failin suçun birlikte faili olamayacağı söylenebilir.

Soruşturma Usulü Ve Yaptırım: Kamu görevli tarafından işlenen resmi belgede sahtecilik suçu, soruşturma yapılabilmesi için izne tabi olan suçlardandır. Bu sebeple kamu görevlisi hakkında bu suçtan dolayı soruşturma başlatılabilmesi için öncelikle tabi oldukları ilgili kanun hükümlerine göre soruşturma izni alınması gerekmektedir. Örneğin devlet memurları için 4483 sayılı kanun hükümlerine göre izin alınmalıdır. Sivil kişilerin soruşturulması genel hükümlere tabidir. Maddenin ilk fıkrasında ki düzenleme asliye ceza mahkemesinin ikinci fıkrasındaki düzenleme ise ağır ceza mahkemesinin görev alanına girmektedir. Sivil bir kişinin sahtecilik eylemi iki yıldan beş yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılırken, kamu görevlisinin görevinin gereği olarak düzenlemeye yetkili olduğu belgede sahtecilik eylemi üç yıldan sekiz yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılır. Maddenin üçüncü fıkrasında nitelikli hal düzenlenmiştir buna göre; resmi belgenin kanun hükmü gereği sahteliği sabit oluncaya kadar geçerli olan belge niteliğinde olması halinde verilecek ceza yarı oranında arttırılacaktır.

Sağlık Görevlilerinin Resmi Belgede Sahtecilik Suçları: Sağlık görevlilerinin işlemiş oldukları sahtecilik suçu sebebiyle hangi suçtan dolayı hüküm kurulacağı sağlık görevlisinin kamu görevlisi olup olmamasına göre değişkenlik göstermektedir. TCK da ayrı bir düzenlemeye gidilerek tabip, diş hekimi, eczacı, ebe, hemşire ve diğer sağlık mesleği mensuplarının gerçeğe aykırı belge düzenlemelerini farklı bir madde altında değerlendirilmiştir. Buna göre; Resmi belge hükmünde belgeler Madde 210- “(1) Özel belgede sahtecilik suçunun konusunun, emre veya hamile yazılı kambiyo senedi, emtiayı temsileden belge, hisse senedi, tahvil veya vasiyetname olması halinde, resmi belgede sahtecilik suçuna ilişkin hükümler uygulanır.

(2) Gerçeğe aykırı belge düzenleyen tabip, diş tabibi, eczacı, ebe, hemşire veya diğer sağlık mesleği mensubu, üç aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Düzenlenen belgenin kişiye haksız bir menfaat sağlaması ya da kamunun veya kişilerin zararına bir sonuç doğurucu nitelik taşıması halinde, resmi belgede sahtecilik hükümlerine göre cezaya hükmolunur.” Bu maddenin uygulama alanı konusunda çelişkiler yaşansa da en sonunda doktrinde görüş birliğine varılabilmiştir. Doktrinde hakim olan görüş TCK210/2. maddesinin uygulama alanının kamu görevlisi olmayan özel sağlık çalışanlarının gerçeğe aykırı belge düzenlemeleriyle sınırlı olmasıdır. Gerçekten de madde gerekçesine bakıldığında “kamu görevlisi sıfatıyla çalışmasalar bile, tabip diş tabibi, eczacı, ebe, hemşire veya diğer sağlık mesleği mensubu kişilerin görevlerinin gereği olarak gerçeğe aykırı belge düzenlemesi ayrı bir suç olarak tanımlanmıştır.” İfadesinden açıkça düzenlemenin kamu görevlisi olan sağlık mesleği mensuplarını kapsamadığı anlaşılmaktadır. Sağlık mesleği mensubu kişilerin kamu görevlisi olup olmadıklarının ayrımının nasıl yapılacağına gelecek olursak TCK da yer verilen kamu görevlisi tanımına bakmak gerekecektir. Madde altıya göre kamu görevlisi “kamusal faaliyetin yürütülmesine atama veya seçilme yoluyla ya da herhangi bir surette sürekli, süreli veya geçici olarak katılan kişi” olarak tanımlanmıştır. Bu açıklamalar ışığında TCK210/2 de sayılan kişilerin serbest meslek sahibi kişiler oldukları kamu görevlisi olmadıkları doktrinde genel kabul görmüştür. Bu kişilerin düzenledikleri belge resmi belge statüsünde kabul edilmiştir. Kamu görevlisi olan hekimin hasta olmayan kişiye hastalık raporu vermesi sonucunda TCK’nın 210/2.maddesinde ki değil 204/2.maddesinde ki suç oluşmaktadır. Kamu görevlisi olan sağlık personelinin düzenlemiş olduğu sahte belgeden dolayı cezalandırılması için düzenlenen belgenin kişiye haksız bir menfaat veya kamunun ya da kişilerin zararına bir sonuç doğurması aranmazken, kamu görevlisi olamayan sağlık personelinin düzenlemiş olduğu gerçeğe aykırı belgeden dolayı resmi belgede sahtecilik suçundan cezalandırılabilmesi için bu şartlardan birinin gerçekleşmiş olması aranmaktadır. Kamu görevlisi olmayan sağlık görevlileri, gerçeğe aykırı belge düzenleme eylemlerinden dolayı TCK 210’a göre üç aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılırlar. Ancak bu kişilerin düzenlemiş oldukları gerçeğe aykırı belge kişiye haksız bir menfaat sağlıyorsa ya da kamunun veya kişilerin zararına bir sonuç doğuruyor ise gerçeğe aykırı belge düzenleyen sağlık mesleği mensubu resmi belgede sahtecilik hükümlerine göre cezalandırılacaktır. Bunun  sebebi sağlık mesleği mensuplarının düzenledikleri belgelere duyulan güvenin korunmasının sağlanmasıdır. Özel hastanede çalışan bir hekim hatır için, menfaati olmaksızın belge düzenlemiş ve bunun sonucunda da kamunun veya kişilerin zararına bir sonuç doğmamışsa suçun yalın hali gerçekleşmiş olur, eğer hekim bu belgeyi bir menfaat karşılığı düzenlemişse o zaman maddenin ikinci fıkrası uygulama alanı bularak hekim resmi belgede sahtecilikten dolayı cezalandırılır. Hekimi yanıltarak sahte rapor düzenlemesine neden olan hastalar ise dolaylı fail olarak cezalandırılır. Hekimin sağlık raporu düzenlerken hastayı hiç görmemiş olması veya hiç muayene yapmamış olması durumunda hekimin işlemiş olduğu resmi evrakta sahtecilik suçu mevcuttur. Aynı şekilde özel muayenehanesinde ilaç yazıp, reçeteyi  hastanede onaylatan, hastayı hiç görmemesine rağmen reçete yazan hekimin eylemleri de resmi belgede sahtecilik suçunu oluşturur. Resmi evrakta sahtecilik suçu kasten işlenebilen bir suç olduğundan dolayı, hekimin düzenlediği raporun herhangi bir yönüyle yanlış olduğunu bilmesi ve sonuca yönelik olarak en az olası kast düzeyinde bir kastının bulunması gerekmektedir. Eğer hekim düzenlediği raporun doğru olduğunu düşünüyorsa neticeye yönelik bir kastının bulunmaması sebebiyle cezalandırılmaz.