Kategoriler
Yabancılar Hukuku

COVID-19 Sebebi ile Uygulanan Uzaktan Çalışma Sisteminde Veri Güvenliğine İlişkin Dikkat Edilmesi Gereken Hususlar

COVID-19 Sebebi ile Uygulanan Uzaktan Çalışma Sisteminde Veri Güvenliğine İlişkin Dikkat Edilmesi Gereken Hususlar

Çin Halk Cumhuriyeti sınırları içerisinde başlayan ve devamında tüm Dünya ülkelerine sıçrayarak Dünya Sağlık Örgütü tarafından ‘’pandemi’’ olarak ilan edilen Covid-19 virüsü kaynaklı hastalığın ülkemizde de görülmesi ile bu hastalığın yayılımın durdurulması ve toplum sağlığının korunması amacıyla bireysel ve toplumsal boyutta birçok tedbir uygulanmış olup bu kapsamda çoğu şirket tarafından belirli çalışanların şirkete gelmeksizin uzaktan çalışmasına yönelik sistemler oluşturulmuştur. Bu süreç içerisinde Kişisel Verilerin Korunması Kanunu kapsamında ‘’Veri Sorumlusu’’ olarak belirtilen kişilerin kanun kapsamında tanımlanan tüm yükümlülükleri kesintiye uğramaksızın devam etmekte olup bu kişilerin, gelişen ve değişen sistemler içerisinde veri güvenliğinin sağlanması için her türlü ek teknik ve idari tedbirleri de alması gerekmektedir. Bir örnek ile konuyu irdelemek gerekir ise; uzaktan çalışma sistemi içerisinde çalışma faaliyetlerinin aksamasının önüne geçilmek için Şirketler tarafından görüntülü konuşma araçları ile toplantı ve eğitimler gerçekleştirildiği görülmekte olup Kişisel Verilerin Korunması Kurumu’nun da dikkatini çeken bu durum ile ilgili 07.04.2020 tarihli oluşturulan kararlarında; “Uzaktan eğitim platformlarında kişilerin ad ve soyadı gibi kişisel verileri ile ses ve görüntü gibi biyometrik veri kapsamında değerlendirilebilecek bazı özel nitelikli kişisel verilerinin işlendiği görülmektedir. 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanununun 5’inci maddesinde kişisel verilerin işlenme şartları, 6’ncı maddesinde ise biyometrik verilerin dâhil olduğu özel nitelikli kişisel verilerin işlenme şartları belirlenmiştir. Bu noktada, kişisel verilerin Kanunun 5’inci ve/veya 6’ncı maddesinde belirtilen şartlara uygun olarak işlenmesi gerekmektedir. Bununla birlikte uzaktan eğitim amacıyla kullanılan yazılımların birçoğunun bulut hizmet sağlayıcılar aracılığıyla hizmet verdiği ve bu yazılımlara ait veri merkezlerinin çoğunlukla yurt dışında olduğu gözlemlenmektedir. Veri merkezleri yurtdışında olan platformların kullanılması durumunda yurtdışına veri aktarımı söz konusu olacağından, Kişisel Verilerin Korunması Kanununun 9’uncu maddesinde belirtilen şartlara uygun olmayan aktarımların Kanunun ihlali anlamına gelebileceği unutulmamalıdır. Bu bağlamda, uzaktan eğitim hizmeti amacıyla kullanılan bu platformların gerekli veri güvenlik tedbirlerini alıp almadıkları ile ilgili Kişisel Verileri Koruma Kurulu tarafından hazırlanan “Kişisel Veri Güvenliği Rehberi (İdari ve Teknik Tedbirler) ile Kişisel Verileri Koruma Kurulunun 31.01.2018 tarihli ve 2018/10 sayılı “Özel Nitelikli Kişisel Verilerin İşlenmesinde Veri Sorumlularınca Alınması Gereken Yeterli Önlemler” Kararı göz önünde bulundurulmalıdır.” ifadeleri ile veri güvenliğinin sağlanması, özel nitelikli kişisel veriler konusunda gerekli önlemlerin alınması ve bunlara aykırı durumların kanunun ihlaline sebebiyet verecek olduğu açıkça belirtilmiştir. Kişisel Verileri Koruma Kurulu tarafından öngörülen ve pandemi süreci de dahil olmak üzere her zaman için göz önünde bulundurulması gereken teknik ve idari tedbirler ile veri güvenliğine ilişkin dikkat edilmesi gereken hususlar ise yazımızın devamında yer almaktadır. Güvenlik ve çalışma koşullarına ilişkin risklerin belirlenmesi ve minimize edilerek uzaktan çalışma koşullarının oluşturulması için çalışanların da içinde bulunduğu bir çalışma grubunun oluşturulması önem arz etmektedir. Şirketler, çalışanlar tarafından kullanılan bilgisayar, telefon ve sair donanımlarda veri güvenliğinin sağlanması ve denetimi, bu donanımlarda yer alan zafiyetlerin tespit edilmesi ve gerekli iyileştirmelerin yapılması hususunda hızlı aksiyon alacak konusunda uzman birimler oluşturmalıdır. Böylelikle bu donanımlarda yer alan bilgilere yetkisiz üçüncü kişiler tarafından yapılacak saldırıların Şirketler tarafından önlenmesi sağlanabilecektir. Uzaktan erişime açılamayacak derecede kritik hizmetlerin risk değerlendirmelerinin yapılması gerekmektedir. Uzaktan erişime uygun olmayan kritik hizmetler ve kaynaklar için önceliklendirme yapılması, yeterli sayıda çalışanın yedekli biçimde iş yerinde bulundurulması ve görevlendirilmesi sağlanmalıdır. Çalışanlar, uzaktan çalışma sürecinde şirketteki iş faaliyetlerinin devam etmesi amacıyla şirket bilgisayarlarını, telefonları ve sair donanımları evlerinde bulundurarak çalışmalarını sürdürmektedir. Bu süreçte, şirkette var olan güvenlik önlemlerinin uzaktan bağlantı döneminde de devam etmesi gerekmekte olup; Çalışanlara yapılacak yönlendirmeler ile özellikle güçlü parola kullanımı, sosyal mühendislik saldırıları, güncel anti-virüs programlarının kullanımı ve güvenlik yazılımları hakkında farkındalık eğitimi verilmeli ve güvenlik prosedürü ile yönergeleri hazırlanmalıdır.

Uzaktan güvenlik prosedürleri aşağıdaki gibi listelenebilir:

Uzaktan erişim için yetkilendirilmiş kurum çalışanları ve kurum ağları loglanmalıdır.

Uzak erişimle bağlanan kullanıcıya tanımlanan haklar ve yetkiler, yerel bilgisayar yetkileri ile aynı olmalıdır.

Uzak erişimde VPN kullanımı zorunlu olmalıdır.

VPN erişiminde gizliliğin korunması ve sistem devamlılığı için kurum güvenlik prosedürleri aynı şekilde uygulanmalıdır.

Kurum çalışanlarının uzaktan erişim bağlantı bilgileri başkaları ile paylaşılmamalıdır.

Kurum ağına uzaktan erişecek bilgisayarların işletim sistemi yamaları tam ve anti-virüs yazılımları güncel olmalıdır.

Uzak erişim için kullanıcılara belirli gün ve saatler için bağlantı izni verilmelidir.

Yüksek önemdeki sistemlere erişimlerde 2FA adı verilen iki kademeli güvenlik doğrulaması kullanılmalıdır.

VPN erişimi olmadan uzak masaüstü bağlantısı yöntemiyle ofis ağına bağlanılması engellenmelidir. 

Uzaktan erişim için VPN veya uzaktan yönetim servisi (RDP, SSH vb.) kullanılması durumunda;

İlgili sistemlerin en güncel/stabil/güvenli versiyonu kullanılmalıdır.

Sistemlerin desteklediği tüm güvenlik önlemleri doğru ve tam şekilde yapılandırılmalıdır.

Üretilen iz kayıtlarının (logların) olası bir saldırıyı tespit edecek şekilde düzenli olarak kayıt altına alınması sağlanmalıdır.

Yetkisiz erişim, kaba kuvvet (brute force) saldırıları vb. anomalilerin tespiti için alarm mekanizmaları oluşturulmalıdır.

Yetkiler “en az gerekli yetki” (least privileged access) prensibine uygun verilmelidir.

Sistemler üzerinde maksimum bağlantı süresi için bir zaman aşımı tanımlanmalıdır.

Uzaktan çalışma boyunca tanımlanan kurallar geçici süreliğine oluşturulmalıdır.

Mümkün olduğu durumlarda uzaktan bağlantılar için “kaynak IP” kısıtlaması yapılmalıdır.

Erişimler için çok faktörlü kimlik doğrulama ve zaman bazlı yetkilendirme önlemleri alınmalıdır.

Uzaktan çalışan personeller için güvenlik önlemleri alınmış sistemler/bilgisayarlar verilmesi gerekmektedir.

Risk değerlendirmesine göre uzaktan erişimin tanımlanmaması gereken hiçbir kritik sisteme erişim için izni verilmediğinden emin olunması gerekmektedir.

Uzaktan Çalışan Personel Tarafından Alınması Gereken Tedbirler:

Uzaktan çalışma için kullanılan sistemlerde (PC, laptop, tablet, telefon vb.) gerekli güvenlik yazılımlarının yüklendiğinden, güncel yazılımların kullanıldığından, zararlı yazılım bulunmadığından emin olunmalıdır. Kullanılan donanımlarında çalışanlar tarafından güçlü parolalar belirlenmeli ve üçüncü kişilerinin erişimlerinin engellenmesi adına mutlaka kilit özelliği aktive edilmelidir.

Uzaktan çalışma sırasında çalışanlar, işyerlerinde yapamayacağı faaliyetlerden kaçınmalı ve Şirket donanımlarını sadece iş amaçlı kullanmaya özen göstermelidir.

Uzaktan çalışma sırasında dahi olsa çalışanlar tarafından kurum dışına herhangi bir kritik verinin çıkarılmaması ve kaydedilmemesi gerekmektedir. Kurum ile ilişkisi kesilen kişilerin uzak erişim uygulamaları ve parolaları derhal devre dışı bırakılmalıdır.

Dışarıya çıkarılması zorunlu veya kritik olmayan verilerin, kopyalandığı veya taşındığı sistemlerin takip edilmesi ve söz konusu verilerin güvenliğinin sağlanması gerekmektedir.

Bağlantının büyük bir çoğunluğunun kablosuz modemler ile yapılacağı varsayıldığında kablosuz modemler üzerinde WPA/WPA2 protokolünün kullanılması, Mac adresi filtreleme ve SSID gizleme gibi önlemlerin alınması gerekmektedir.

Sonuç olarak; yukarıda da açıklamış olduğumuz üzere pandemi sürecinde dahi veri sorumlusu ve veri işleyenlerin Kişisel Verilerin Korunması Kanunu kapsamında tüm yükümlülükleri devam etmekte olup bu olağanüstü dönemde kişisel veri güvenliğinin sağlanması ve şirketlerdeki gizli bilgilerinin muhafaza edilmesi için teknik ve idari tüm tedbirlerin yerine getirilmesi gerekmektedir. Kişisel Verilerin Korunması Kurulu’nun yayınlamış olduğu duyurularda defalarca vurgulandığı üzere “istisnai zamanlarda dahi veri sorumluları ve veri işleyenlerin, ilgili kişilerin kişisel verilerinin güvenliğini sağlamaları gerektiği” hususu önem arz etmekte olup şirketler ile çalışanlar, bu döneme ilişkin kurumsal ve operasyonel süreçleri oluşturarak veri güvenliğini sağlamayı amaçlamalıdır.

Kategoriler
Yabancılar Hukuku

İşverenlerin Covid-19 (Corona Virüs) Konusunda Alması Gereken Hukuki Önlemler

İşverenlerin Covid-19 (Corona Virüs) Konusunda Alması Gereken Hukuki Önlemler

İş sağlığı ve güvenliği açısından işverenin yükümlülüğünü düzenleyen temel kurallar 4857 Sayılı İş
Kanunun 77.maddesinde belirlenmiştir. 4857 Sayılı Kanun’un 77’nci maddesinde; açıkça işverenin iş
sağlığı ve güvenliği sağlanmak için “gerekli her türlü önlemleri alması” gerektiği belirtilmiştir. Bu
düzenleme karşısında işveren, salt mevzuatın belirlediği önlemleri değil bilim, teknik ve tecrübenin o
anda ulaştığı seviyede alınabilecek önlemleri de almak durumuyla karşı karşıyadır. Mali durumdaki
yetersizlik, tecrübesizlik ve bilgisizlik önlem alma konusundaki eksiklikleri için mazeret
oluşturmayacaktır. Bilindiği üzere, Çin’in Wuhan şehrinde görülmeye başlayan öksürme ve yüksek
ateş semptomlarıyla grip veya nezleye benzeyen ama daha ağır sonuçlara neden olan Covid-19
virüsü, 100’den fazla ülkede 110 binden fazla insanı etkilemiş, etkilemeye de devam etmektedir.
Türkiye’de de 12.03.2020 itibariyle 18 kişide tespit edilen işbu virüse karşı işverenlerin önem alma
yükümlülüğü bulunmaktadır. Bir hastalığın pandemi (küresel salgın) ilan edilebilmesi için, yeni bir virüs
olması, insandan insana kolayca ve sürekli bir şekilde buluşması gerekmektedir. Dünya Sağlık Örgütü
(WHO) tarafından pandemi ilan edilen hastalık, Dünya Sağlık Örgütü Genel Sekreteri tarafından alarm
seviyesine gelinmesi ve gerekli önlemlerin alınması gerektiği konusunda uyarıda bulunmuştur. Bu
nedenle dünyanın her yerinde işverenler tarafından iş sağlığı ve güvenliği ile ilgili tedbirler almaya
başlanmıştır. Bu nedenle danışmanı olduğumuz sizleri önceden alınması gereken tedbirlere için
bilgilendirme ihtiyacımız hasıl olmuştur. Yargıtay 21. Hukuk Dairesi’nin 15.04.2019 tarihli kararında,
Yurtdışı görevinde H1N1 virüsü kaparak ölen işçinin vefatını iş kazası olarak nitelendirmiştir. İşbu
karar ışığında Corona Virüsü bakımından da işverenin sorumluluğunun doğacağı öngörülmektedir. Bu
durumda İşverenler hukuki olarak mevzuatta tanzim edildiği üzere “gerekli tüm önlemleri” alması
gerekmektedir. İş Sağlığı ve Güvenliği Kurulu bulunan şirketlerde işbu kurulun toplanması ve atılacak
adımların belirlenmesi gerekmektedir. İş yeri hekimi ile koordine olunarak hareket edilmesi ve şirket
bünyesinde alınacak tedbirlerden sorumlu bir kişi seçilip görevlendirilmesi gerekmektedir.
6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun 16. Maddesi uyarınca, İşyerinde iş sağlığı ve
güvenliğinin sağlanması ve sürdürülebilmesi amacıyla işverenin, çalışanları ve çalışan
temsilcilerini bilgilendirme yükümlülüğü bulunmaktadır. Çalışanlara Corona virüsü ile ilgili eğitim
verilmeli, konu ile ilgili el broşürü hazırlanmalı, konu hakkında alınan önlemler hakkında bilgi
verilmelidir. Çalışanların bir arada bulundukları ortamların ve ortak kullanılan tuvalet, yemekhane,
kantin gibi alanların hijyeni düzenli olarak gün içinde sağlanmalı ve iş yeri düzenli olarak gün içinde
havalandırılmalı, her çalışana antiseptik el solüsyonu sağlanmalı, hali hazırda varsa sayıları
arttırılmalı, sürekli dolu tutulmalı veya aynı işlevi gören kolonya (minimum %60 alkol içeren)
vb. koruyucu ekipmanlar sağlanmalıdır. Tuvalet ve lavabolara bilgilendirici afişler ile farkındalık
yaratılması gerekmektedir. Solunum yolu hijyeninin sağlanması için yeterli miktarda tıbbi maske ve
kağıt mendil bulundurulmalı ve öksürük, hapşırık, burun akıntısı şikayeti bulunanlarca kullanılması
sağlanmalı, kullanılan maske ve mendillerin hijyenik bertaraf için atık kutuları temin edilmeli. Sık
kullanılan ve temas edilen yüzeyler hijyenik hale getirilmeli, genel temizlik artırılmalıdır. (Masalar,
telefonlar, klavyeler kapı kolları, musluk başlıkları, tırabzanlar, tutamaklar vb. sık sık temizlenmeli).
Yurtdışı iş seyahatlerini zorunlu olmadıkça iptal etmeli, yurtdışı seyahatinden gelen çalışanları Corona
virüs testleri ve ilgili tetkiklerin yapılması amacıyla sağlık kurumlarına yönlendirmeli, çalışanlara sağlık
ocaklarından tedbir amaçlı 14 gün boyunca (virüsün kuluçka süresi) istirahat rapor alınmasının
sağlanması gerekmektedir. Çalışanın rapor almak istememesi halinde çalışana idari ücretli izin
verilmesi veya uzaktan çalışma yolu ile çalışmaları sağlanmalıdır. Çalışanlar, alt yükleniciler,
tedarikçiler arasında hafif grip, nezle, ateş şikâyetleri olanların evlerinde istirahat etmeleri ve işlerini
evden yapmaları sağlanmalı. İş yerinde uzaktan çalışma sistemi uygulanır ise, bu konuda
da çalışanlara bilgi verilmesi ve çalışanın onayının alınması gerekmektedir. Şirket bünyesinde zorunlu
olmadıkça toplantı yapmamak, yapılacak toplantıları kısa ve az kişi ile sınırlı tutmak veya toplantıları
video konferans aracılığı ile yapmak önerilmektedir. Şirket bünyesinde gerçekleştirilecek etkinlik,
seminer, gibi bütün toplu faaliyetlerin Nisan sonuna kadar iptal edilmesi önerilmektedir. Şirkette
tokalaşma/sarılma vb. yakın temasları sınırlanabilir, çalışanlara bu konuda dikkat etmeleri gerektiği
salık verilebilir. Çalışanlara servis araçları sağlanarak toplu taşıma kullanılmasının önüne
geçilebilir. Kullanılan servis araçlarındaki şoförlerin ise maske takması önerilmektedir. İş Kanunu’nun
İşçinin Haklı Nedenle Derhal Fesih Hakkını Düzenleyen Madde 24 şu şekildedir; “Süresi belirli olsun
veya olmasın işçi, aşağıda yazılı hallerde iş sözleşmesini sürenin bitiminden önce veya bildirim
süresini beklemeksizin feshedebilir: I. Sağlık sebepleri: a) İş sözleşmesinin konusu olan işin yapılması
işin niteliğinden doğan bir sebeple işçinin sağlığı veya yaşayışı için tehlikeli olursa. b) İşçinin sürekli
olarak yakından ve doğrudan buluşup görüştüğü işveren yahut başka bir işçi bulaşıcı veya işçinin işi ile
bağdaşmayan bir hastalığa tutulursa.” İşbu madde hükmünde işyerinde bulunan bir çalışana
Koronavirüs bulaşması durumunda çalışanların iş sözleşmelerini haklı nedenle feshetme hakkı
doğacaktır. Bu nedenle işverenlerin azami dikkat göstermeleri gerekmektedir. 4857 sayılı İş Kanunu

kapsamında çalışanın işverene iş görme ve işverenin de çalışana ücret ödeme borcu
bulunmaktadır. 4857 sayılı İş Kanunu zorlayıcı nedenlerle çalışanın iş görme borcunu yerine
getiremediği hallerde işverenin ücret ödeme yükümlülüğünü de düzenlemiştir. 4857 sayılı İş
Kanunu’nun Yarım ücret başlıklı Madde 40’sinde “24 ve 25 inci maddelerin (III) numaralı bentlerinde
gösterilen zorlayıcı sebepler dolayısıyla çalışamayan veya çalıştırılmayan işçiye bu bekleme süresi
içinde bir haftaya kadar her gün için yarım ücret ödenir. İş Kanunu’nun zorlayıcı nedenleri düzenleyen
24. Ve 25. Hükümlerine göre, zorlayıcı sebep nedenleriyle üretimin durması durumunda, işverenin
ücret ödeme borcu 1 hafta süreyle yarı ücret tutarında ödenmek koşulu ile devam etmekte olup işbu
zorlayıcı sebep yüzünden üretim durması 1 hafta süreden uzun sürer ise iş akdinin askıya alınmış
sayılacağı düzenlenmektedir. İşbu hastalığın yayılması ve durumun ağırlaşması, olağanüstü hal ilan
edilmesi, sokağa çıkma yasağı gibi sınırlayıcı önlemler alınması, çalışanların işyerine gelememesi,
hammadde veya ara malların tedarik edilememesi dolayısıyla işyerlerinde mal ve hizmet üretimin
durması durumunda çalışanlara, ücret ödeme yükümlülüğü 1 hafta süreyle yarım ücret şeklinde
ödenerek yerine getirilecektir. Üretimin durma süresi 1 haftayı aştığında ise iş akdi askıya alınmış
sayılacaktır. İş akdinin askıya alındığı süre zarfında işveren tarafından SGK primlerinin ödenmesi
zorunluluğu bulunmamakta, prim ödemesi işverenin inisiyatifine bırakılmaktadır. İşverenin üretimin
veya hizmetin durması hallerinde bir diğer seçeneği “Ücretsiz İzin” uygulamasıdır. Ücretsiz izin, tanımı
ve nasıl kullanılacağı kanunda açıkça belirtilmemiştir. 4857 Sayılı İş Kanunu Madde 56 ve 74’te işçiye
hak olarak verilen ücretsiz izinler dışında diğer tüm ücretsiz izinlerin tarafların rızasıyla kullanılması
gerekmektedir. Yazılı bir teklifin yapılması ve bir ücretsiz izin formunun doldurulması ücretsiz iznin
kurala bağlanması içindir. İşçi eğer ücretsiz izni kabul etmiyorsa Yargıtay kararınca bu işçi haklı fesih
hakkı elde etmiş olur. Kıdem tazminatını talep edebilir. Ama ihbar tazminatı alamaz. Ücretsiz izin
sırasında işçinin iş akdi devam eder. İşçi ücretsiz izinde başka bir yerde çalışırsa bu durum bazı
Yargıtay kararlarında işçinin iş akdinin feshi için haklı neden sayılmıştır. Yıllık Ücretli İzin
Yönetmeliği’nin 10. Maddesi gereğince, Nisan ve Ekim ayları arasında toplu izin uygulaması
yapılabilmektedir, İşbu toplu izin Nisan ayı başından itibaren yasal olarak kullanılabilir ayrıca bu sırada
bütün iş alanları dezenfekte etme işlemleri yapılabilir. Somut olayda Koronavirüs ile ilgili durumunun
gidişatı belirlenene kadar bütün işçilere o yılki yıllık izinleri kullandırtılabilir. İşverenine işbu durumda
salık verilen tavsiyelerden biri de Kısa Çalışma Uygulamasına geçilmesidir. Genel ekonomik, sektörel,
bölgesel kriz veya zorlayıcı sebeplerle işyerindeki haftalık çalışma sürelerinin geçici olarak en az üçte
bir oranında azaltılması veya süreklilik koşulu aranmaksızın işyerinde faaliyetin tamamen veya kısmen
en az dört hafta süreyle durdurulması hallerinde, işyerinde üç ayı aşmamak üzere (Cumhurbaşkanı
kararı ile 6 aya kadar uzatılabilir.) sigortalılara çalışamadıkları dönem için gelir desteği sağlayan bir
uygulamadır. Kısa Çalışma ve Kısa Çalışma Ödeneği Hakkında Yönetmelik’te kısa çalışma
uygulaması “Üç ayı geçmemek üzere işyerinde uygulanan çalışma süresinin, işyerinin tamamında
veya bir bölümünde geçici olarak en az üçte bir oranında azaltılmasını veya süreklilik koşulu
aranmaksızın en az dört hafta süreyle faaliyetin tamamen veya kısmen durdurulmasını” ifade eder
biçiminde tanımlanmıştır.  Aynı yönetmelikte zorlayıcı sebepler; İşverenin kendi sevk ve idaresinden
kaynaklanmayan, önceden kestirilemeyen, bunun sonucu olarak bertaraf edilmesine imkân
bulunmayan, geçici olarak çalışma süresinin azaltılması veya faaliyetin tamamen veya kısmen
durdurulması ile sonuçlanan dışsal etkilerden kaynaklanan dönemsel durumları ya da deprem, yangın,
su baskını, heyelan, salgın hastalık, seferberlik gibi durumları şeklinde açıklanmıştır. Görüldüğü üzere
salgın hastalık kısa çalışma uygulaması yapılabilecek zorlayıcı durumlardan birini teşkil
etmektedir. Zorlayıcı sebeplerle işyerinde kısa çalışma yapılmasını talep eden işveren, Kurum
birimine, varsa toplu iş sözleşmesi tarafı işçi sendikasına yazılı bildirimde bulunur. İşverenin kısa
çalışma talebinin iş müfettişlerince yapılacak inceleme sonucu uygun bulunması sonrasında, Kısa
çalışma ödeneği, çalışmadığı süreler için, işçinin kendisine ve aylık olarak her ayın beşinde
ödenir. Ödemeler PTT Bank aracılığı ile yapılmaktadır. Sigortalıya yapılacak olan günlük ödeme
sigortalının son on iki aylık prime esas kazançları üzerinden hesaplanacak günlük ortalama kazancın
%60’ı üzerinden gerçekleşmektedir. Ancak bu şekilde yapılacak hesaplama sonucunda bulunan tutar,
aylık asgari ücretin brüt tutarının %150’sini geçemeyecektir. Sonuç olarak Dünya Sağlık Örgütü’nün
işverenlere durumun ağırlaşma ihtimaline istinaden nüfusun bir kısmının evinde kalacak olması,
üretimin durma noktasına gelmesi gibi olasılıklara karşı işverenlere hazırlıklı olması ve kendi eylem
planlarını yapmasını salık vermektedir. Bu nedenle tarafımızca danışmanlık hizmeti verdiğimiz sizlere
önceden tedbir ve aksiyon almanız amacıyla İş Sağlığı ve Güvenliği kapsamında işbu bilgilendirme
yazısı iletilmektedir. Ayrıca işbu salgın nedeniyle yaşanan küresel krizin, hükümetimizin alacağı
tedbirler ile yön alacak olması sebebiyle sizleri gelişmelerden haberdar edeceğimizi de bildirmek
isteriz.

Kategoriler
Yabancılar Hukuku

7033 Sayılı Kanun ile OSB’lerde Sanayicilere/Katılımcılara Vergi Muafiyeti Müjdesi

7033 Sayılı Kanun ile OSB’lerde Sanayicilere/Katılımcılara Vergi Muafiyeti Müjdesi

OSB’lerin kuruluş amacı sanayileşmenin elverişli, çevreye duyarlı ve teknolojik olarak ileri seviyelere
getirilmesinin yanı sıra OSB’ler içerisindeki sanayicilerin/katılımcıların da OSB’ler ile iş birliği içerisinde
sanayileşmenin ilerlemesini ve genişlemesini sağlamaktır. Bununla birlikte OSB Kanunu ile OSB’lere
birçok muafiyet, hak ve özellikler tanınmış olup 7033 sayılı Sanayinin Geliştirilmesi ve Üretimin
Desteklenmesi Amacıyla Bazı Kanun ve Kanun Hükümlerinde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ile
sanayicinin de birçok muafiyetten faydalanması hedeflenmiştir. 7033 sayılı Kanun 01.07.2017
tarihinde yürürlüğe girerek sanayicinin muafiyetlerini ve bir takım diğer işletmelerden farklı özellikleri
kazanmasını hedeflemiştir. Kanun değişikliği ile önemli iki vergi türü olan Damga Vergisi ve Emlak
Vergisi Muafiyetlerine değinilmesi gerekmiştir. Damga vergisine getirilen muafiyet 7033 sayılı Kanunun
7. maddesi ile “- 1/7/1964 tarihli ve 488 sayılı Damga Vergisi Kanununa ekli (2) sayılı Tablonun “IV-
Ticari ve medeni işlerle ilgili kağıtlar” başlıklı bölümüne aşağıdaki fıkra eklenmiştir. “53. Organize
sanayi bölgeleri, serbest bölgeler, endüstri bölgeleri, teknoloji geliştirme bölgeleri ve sanayi sitelerinde
bulunan arsaların tahsisine ilişkin olarak düzenlenen sözleşmeler ve taahhütnameler.” hükmüne yer
verilmiştir. Bu hükmün eklenmesi ile OSB’lerde kurulacak olan işletmelerin ve faaliyete başlamak
isteyen yeni sanayicilerin organize sanayi bölgelerinde yapacakları yatırımlarda ve masraflarda yatırım
maliyetinin azaltması amacıyla, bu bölgelerde bulunan arsaların tahsisine ilişkin sözleşme ve
taahhütnameler damga vergisi istisnası kapsamına alınmıştır. Bilindiği üzere OSB’lerde arsa tahsis
işlemlerinde sözleşme yapılması ve sanayicilerden taahhüt alınması zorunluluk olmakla birlikte bu
zorunluluk sebebi ile işletmecilerin/sanayicilerin yükümlülükleri azaltılmaya çalışılmıştır. Bu durumda
OSB’lerdeki arsa tahsislerinin kolaylaştırılması ile katılımcı olan sanayici ile OSB ilişkileri arasında
bağlantılar kurulmaktadır. Sanayici OSB’de gerçekleştireceği faaliyetleri ve kuracağı işletmesi ile hem
OSB’nin kendisine hem de ülkedeki ekonomik canlılığa katkı sağlayacaktır. Kanunda yapılan değişiklik
öncesinde öncelikle Emlak Vergisi’nden ve Emlak Vergisinin muafiyet durumlarından bahsedilmesi
gerekmektedir. Emlak Vergisine ilişkin tüm hükümler 29.07.1970 tarihli ve 1319 sayılı Kanun ile
düzenlenmiş durumdadır. 1319 sayılı Emlak Vergisi Kanunu ile emlak vergisi binalar ve araziler olmak
üzere ikiye ayrılmış bulunmaktadır. Emlak Vergisinin Birinci Kısmı Binalar Vergisini düzenlemiş olup
İkinci Kısmı ise Araziler Vergisini düzenlemiştir. Aynı kanun içerisinde bina vergisi ve arsa vergisi ayrı
düzenlenmiş olup bu vergilerin muafiyet durumları da ayrı ayrı düzenlenmiştir.  Peki 7033 sayılı Kanun
ile Emlak Vergisi’ndeki muafiyet hangi vergi türünü etkilemektedir? 7033 sayılı Kanun’un 10.
Maddesinde yer alan emlak vergisindeki muafiyet 1319 Sayılı Kanun’un 4. Maddesindeki Daimi
Muaflıklar hükmünde yer almaktadır. Ancak bu daimi muaflık kanunun Binalar Vergisi bölümü için
geçerli olmaktadır. 7033 sayılı Kanunun 10. maddesi ile “-29/7/1970 tarihli ve 1319 sayılı Emlak
Vergisi Kanunu’nun 4’üncü maddesinin (m) fıkrasına parantez içi ibareden sonra gelmek üzere “ile
organize sanayi bölgeleri, serbest bölgeler, endüstri bölgeleri, teknoloji geliştirme bölgeleri ve sanayi
sitelerinde yer alan binalar” ibaresi eklenmiştir.” hükmüne yer verilmiştir. Bu durumda 1319 Sayılı
Kanun’un 4. maddesi yukarıda da yer verilen kanundaki değişiklik sonucunda; “Aşağıda yazılı binalar,
kiraya verilmemek (24.11.1994 tarihli ve 4046 sayılı Kanun kapsamında yapılan işletme hakkı devirleri
hariç) şartıyla Bina Vergisinden daimi olarak muaftır. ((a), (b), (s), (y) ve (z) fıkraları için kiraya
verilmeme şartı aranmaz.) …m) Cumhurbaşkanınca vergi muafiyeti tanınan vakıflara alt binalar (Vakıf
senedindeki cihete tahsis edilmek şartıyla) ile organize sanayi bölgeleri, serbest bölgeler, endüstri
bölgeleri, teknoloji geliştirme bölgeleri ve sanayi sitelerinde yer alan binalar…” haline gelmiştir.
Eklenen bu madde ile de Damga Vergisinde yer alan muafiyet ile aynı şekilde sanayicinin/işletmelerin
OSB’lerde yapacakları yatırım ve ülke ekonomisine sağlayacakları katkı göz önüne alınarak yatırım
maliyetlerinin azaltılması amacı ile OSB’lerde yer alan binaların emlak vergisinde muaf tutulması söz
konusu olmuştur. İşbu muafiyet daimi muafiyetler arasında yer almakta olup aşağıda belirtilen şartları
sağlaması halinde sanayicinin bina vergisinden muafiyetten faydalanılması mümkündür;
1-Bina’nın OSB içerisinde olması
2-Kiraya verilmemiş olması şartlarını sağlaması gerekmektedir. Aksi taktirde binanın işletmeci/sanayici
tarafından bir başka işletmeye/sanayiciye kiralanması durumunda bu muafiyetten yararlanması
mümkün değildir.
7033 sayılı Kanun değişikliği ile işletmeciler/sanayiciler emlak vergisi anlamında sadece BİNA
vergisinden muaf olmakla birlikte arazi vergisine ilişkin herhangi bir muafiyet işbu kanun maddesi ile
düzenlenmemiştir. OSB’ler için Arazi Vergisi hakkında uygulanan muafiyet geçici muafiyetler kapsamı
içerisinde yer almakta olup sanayici lehine arazinin tesis edilme anına kadar geçerlilik arz etmektedir.
Bu durumda sanayicinin/işletmecinin OSB’lerde yer alan binaları hakkında muafiyeti daimi olarak
mevcut iken arazileri hakkında muafiyetleri kısmi/geçici/daimi olmak üzere bulunmamaktadır.  7033
sayılı Sanayinin Geliştirilmesi ve Üretimin Desteklenmesi Amacıyla Bazı Kanun ve Kanun
Hükümlerinde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ile vergi muafiyetlerine getirilen değişiklikler ile
muafiyetlere ilişkin vergi ödemelerinin ne zamandan itibaren ödenmeyeceği konusunun da açıklığa

kavuşturulması gerekmiştir. 7033 sayılı Kanun 01.07.2018 tarihinde resmi gazetede yayımlanarak
yürürlüğe girmiş olup vergi muafiyetleri bu tarihten itibaren başlamaktadır. Damga vergisi muafiyeti için
herhangi bir karışıklığa sebep olmaz iken binalara ilişkin vergi muafiyeti hakkında 2017 vergisinin
birinci ve ikinci dönem vergilerinin muafiyetlerinin durumunun açıklanması zaruri olmuştur. OSB’lerde
yer alan binaların vergi muafiyetlerine ilişkin dönemleri 7033 sayılı Kanunun yayım tarihinden itibaren
bina vergisinden daimi olarak muaf tutulacak olan organize sanayi bölgelerinde yer alan binalardan
2017 yılı bina vergisi birinci taksitinin alınması, ikinci taksitten itibaren (ikinci taksitte dahil olmak üzere)
bina vergisinin alınmaması gerekmektedir. Bu durumda sanayiciler/işletmeler 2017 bina vergisinin
birinci dönemini ödemekle yükümlü olmakla birlikte devam eden dönemlerde muafiyet şartlarını
sağlamaları koşulu ile bina vergisinden daimi olarak muaf hale gelmişlerdir.

Kategoriler
Yabancılar Hukuku

Yıllık Ücretli İzin Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik

Yıllık Ücretli İzin Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik

3/3/2004 tarihli ve 25391 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Yıllık Ücretli İzin Yönetmeliği’nde yapılan
değişiklikler aşağıdaki gibidir;
6.madde: “Yıllık ücretli izin işveren tarafından bölünemez… Ancak, 53 üncü maddede öngörülen izin
süreleri, tarafların anlaşması ile bir bölümü on günden aşağı olmamak üzere en çok üçe bölünebilir”
şeklinde düzenlenmişken değişiklikle beraber ibare “bölümler halinde kullanılabilir.” kullanılabilir olarak
değiştirilmiştir. Ayrıca bir fıkra eklenmiştir; “Alt işveren işçilerinden, alt işvereni değiştiği hâlde aynı
işyerinde çalışmaya devam edenlerin yıllık ücretli izin süresi, aynı işyerinde çalıştıkları süreler dikkate
alınarak hesaplanır. Asıl işveren, alt işveren tarafından çalıştırılan işçilerin hak kazandıkları yıllık ücretli
izin sürelerinin kullanılıp kullanılmadığını kontrol etmek ve ilgili yıl içinde kullanılmasını sağlamakla, alt
işveren ise tutmak zorunda olduğu izin kayıt belgesinin bir örneğini asıl işverene vermekle
yükümlüdür.” Yani; alt işveren işçilerinden, alt işvereni değiştiği halde aynı iş yerinde çalışmaya devam
edenlerin yıllık ücretli izin süreleri, aynı iş yerinde çalıştıkları süreler dikkate alınarak hesaplanacak.
Asıl işveren, alt işveren tarafından çalıştırılan işçilerin hak ettikleri yıllık ücretli izin sürelerinin kullanılıp
kullanılmadığını kontrol etmek ve ilgili yıl içinde kullanılmasını sağlamakla, alt işveren ise tutmak
zorunda olduğu izin kayıt belgesinin bir örneğini asıl işverene vermekle yükümlü olacak. Aynı
Yönetmeliğin 9.maddesine de şu fıkra eklenmiştir; “Yer altı işlerinde çalışan işçilerin yıllık ücretli izin
süreleri dörder gün arttırılarak uygulanır.”

Kategoriler
Yabancılar Hukuku

İnternet Toplu Kullanım Sağlayıcıları Hakkında Yönetmelik Yayımlandı

İnternet Toplu Kullanım Sağlayıcıları Hakkında Yönetmelik Yayımlandı

İnternet Toplu Kullanım Sağlayıcıları Hakkında Yönetmelik 11.04.2017 tarihli ve 30035 Sayılı Resmî Gazete’de yayınlanmıştır. Söz konusu Yönetmelikte, internet toplu kullanım sağlayıcılarının ve ticari amaçla internet toplu kullanım sağlayıcılarının yükümlülükleri ve sorumlulukları ile denetimlerine ilişkin esas ve usulleri düzenlenmiştir. Yönetmelik 5651 sayılı İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanuna dayanılarak hazırlanmıştır. 11.04.2017 tarihli ve 30035 Sayılı Resmî Gazete’de yayınlanan ve aynı gün yürürlüğe giren Yönetmelikte sırasıyla Tanımlara, Yükümlülükler ve Sorumluluklara, Denetleme ve Cezalara ve Çeşitli ve Son Hükümlere yer verilmiştir. Yönetmelik’te yer alan önemli tanımlar şu şekildedir: İnternet toplu kullanım sağlayıcı; kişilere belli bir yerde ve belli bir süre internet ortamı kullanım olanağı sağlayan gerçek ve tüzel kişileri ifade etmektedir. Bu bağlamda, kişilere bu olanağı sağlayan tüm gerçek ve tüzel kişiler aşağıda yer alan İnternet toplu kullanım sağlayıcılarının yükümlülük ve sorumluluklarını yerine getirmelidir. Ticari amaçla internet toplu kullanım sağlayıcı ise, internet salonu ve benzeri umuma açık yerlerde belirli bir ücret karşılığı internet toplu kullanım sağlayıcılığı hizmeti veren veya bununla beraber bilgisayarlarda bilgi ve beceri artırıcı veya zekâ geliştirici nitelikteki oyunların oynatılmasına imkân sağlayan gerçek ve tüzel kişileri ifade etmektedir.

Yükümlülükler ve Sorumluluklar:

İnternet toplu kullanım sağlayıcılarının yükümlülükleri; konusu suç oluşturan içeriklere erişimi önleyici tedbirleri almak amacıyla içerik filtreleme sistemini kullanmak, erişim kayıtlarını elektronik ortamda kendi sistemlerine kaydetmek ve iki yıl süre ile saklamak, kamuya açık alanlarda internet erişimi sağlayan toplu kullanım sağlayıcılar, kısa mesaj servisi (sms) ve benzeri yöntemlerle kullanıcıları tanımlayacak sistemleri kurmak ve güvenli internet hizmeti sunmak zorundadır. Bunun yanında; internet toplu kullanım sağlayıcılar, konusu suç oluşturan içeriklere erişimi önleyici tedbirleri almak amacıyla içerik filtreleme sisteminin yanı sıra, ilave tedbir olarak güvenli internet hizmeti de alabilirler. Ticarî amaçla internet toplu kullanım sağlayıcılarının yükümlülükleri Yönetmelik’te daha ayrıntılı olarak düzenlenmiştir. Bu yükümlülükler kapsamında; izin belgesi almak, ailenin ve çocukların korunması ile konusu suç oluşturan içeriklere erişimi önleyici tedbirleri almak, kullanılan içerik filtreleme sistemini aktif ve güncel halde bulundurarak gibi ticarî amaçla internet toplu kullanım sağlayıcılarının yükümlülükleri getirilmiştir. Bunun yanında ticari amaçla internet toplu kullanım sağlayıcılarının işyeri açılması hususunda şartlar da Yönetmelik’te düzenlenmiştir. 

Denetleme ve Cezalar:

Yönetmeliğin üçüncü bölümünde Ticari amaçla internet toplu kullanım sağlayıcıların denetleme ve cezalara ilişkin hükümlere yer verilmiştir. Denetleme komisyonu tarafından gerçekleşen denetleme ile yükümlülüklere aykırı hareket eden ticari amaçla internet toplu kullanım sağlayıcılara uyarma, kapatma ve idarî para cezası verebileceğini düzenlenmiştir. Sonuç olarak; 11.04.2017 tarihinde Resmî Gazete’de yayımlanan İnternet Toplu Kullanım Sağlayıcıları Hakkında Yönetmelik ile internet toplu kullanım sağlayıcıları ve ticari amaçla internet toplu kullanım sağlayıcılarının yükümlülükleri, sorumlulukları ve denetimlerine ilişkin esas ve usulleri düzenlenerek bu konuda mevzuat eksikliği giderilmiştir.