Analık İzni veya Ücretsiz İzin Sonrası Yapılacak Kısmi Süreli Çalışmalar Hakkında Yönetmelik Yayımlandı

Son yıllarda önemine bilhassa vurgu yapılan “kadın istihdamı ve avantajları konusunda pek çok
düzenleme getirilmiştir. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından 08/11/2016 tarihinde Resmî
Gazetede yayımlanan ve yayımlandığı tarihte yürürlüğe giren “Analık İzni veya Ücretsiz İzin Sonrası
Yapılacak Kısmi Süreli Çalışmalar Hakkında Yönetmelik” de bu düzenlemelerden sonuncusu olmuştur.
Söz konusu yönetmeliğin çıkarılış amacı; yeni doğum yapan kadının yasal haklarını kaybetmeden hem
izin kullanabilmesini hem de çalışabilmesini sağlayabilmenin yanı sıra kadına iş hayatında kendini var
olarak hissettirilmesi ve ülkesel kalkınma sürecinin hızlandırılmasıdır. Analık izni ve ücretsiz izne ilişkin
esaslar: Yönetmeliğin bu bölümünde, kadının doğum yapması sebebi ile sahip olduğu 16 haftalık
analık izninden ve bu iznin devamı niteliğinde olan, gelişim sürecindeki çocuğun zihninde anne ve
baba kavramlarının tam olarak yerleşmesini sağlayarak ona aile olmanın önemini özümsetebilmenin
amaçlandığı ücretsiz izin hakkından bahsedilmiştir. Analık izni, doğum öncesinde ve sonrasında
sekizer hafta olmak üzere toplamda on altı hafta boyunca kadın işçinin çalıştırılmamasını esas alır.
Kadın işçiye bu toplam süreyi bölebilme hakkı da tanınmıştır. Şöyle ki; kadın işçi gebeliğinin son 8
haftasına girmiş olmasına rağmen sağlık durumunun çalışmaya müsait olduğunu bir hekim raporu ile
destekleyerek son üç haftaya kadar çalışmaya devam edebilecektir. Böyle bir durumda doğum
öncesinde kullanılmayan haftalar doğum sonrasına eklenecek ve kadın işçiye kanunen hakkı olan on
altı haftalık iznin tamamı kullandırılmış olacaktır. Çoğul gebelik halinde yani gebenin aynı anda birden
fazla çocuğu dünyaya getireceği durumlarda ise doğumdan önceki sekiz haftalık süreye iki hafta daha
eklenmesi ile toplam süre on sekiz haftaya çıkarılmıştır. Tıpkı on altı haftalık izin hakkına sahip
gebelerde olduğu gibi, sağlık durumunun hekim raporuyla belgelendirilmesi durumunda, çoğul gebeler
de son üç haftaya kadar çalışmaya devam edebilmektedirler. Doğum öncesinde kullanılmayan haftalar
ise doğum sonrasındaki sürece ilave edilmektedir. Erken doğum ya da annenin doğum esnasında
veya sonrasında ölümü gibi durumlarda ise sürelerin kullanımında birtakım değişiklikler
düzenlenmiştir. Erken doğum halinde anne, doğum öncesinde kullanamadığı çalıştırılmayacak
sürelerini doğum sonrasında kullanabilecek iken annenin ölümü durumunda doğum sonrası
kullanılmayan süreler babaya kullandırılacaktır. Yönetmeliğin “analık izni hakkı” başlıklı beşinci
maddesinin son fıkrasında bu sürelerin, işçinin sağlık durumu ve işin özelliği göz önünde
bulundurulduğunda gerekiyorsa arttırılacağı, arttırılan sürenin uzunluğunun ise doktor raporu ile
belirleneceği düzenlenmiştir. Çocuğun hayata uyum sağlama sürecini sağlıklı bir şekilde
atlatabilmesini ve annenin normal hayata geçiş aşamasını kolaylaştırmayı amaçlayan düzenleme ise
yönetmeliğin altıncı maddesinde yer almaktadır. Maddede düzenlenen “çalışma süresinin yarısı kadar
ücretsiz izin hakkı” analık izninin devamı niteliğinde olup bitiminden itibaren kullandırılan izin hakkıdır.
4857 sayılı İş Kanunu’nun altmış üçüncü maddesinde haftalık çalışma süresinin kırk beş saat olduğu
ve aksi kararlaştırılmadıkça bu sürenin çalışma günlerine eşit olarak dağıtılacağı hükme bağlanmıştır.
Yönetmeliğin altıncı maddesinde ise bu izin süreleri boyunca kişiye haftalık çalışma saatinin yarısı
kadar ücretsiz izin hakkı verilmiştir. Bu durumda kadın işçi, analık izninin bitiminden itibaren haftada
22,5 saat fiili olarak çalışabilecektir. İlgili düzenleme ile annelere tanınan bu hakkın kullanımı işverence
engellenemeyecektir fakat kadın işçinin bu haktan yararlanacağı günler ve çalışma sistemi işverence
belirlenecektir. Kadın işçi çalıştığı yarım günün ücretini işverenden alacak geri kalan kısım için ise
devlet herhangi bir ödeme yapmayacaktır. Kadın işçinin ne kadar süreliğine çalışma süresinin yarısı
kadar ücretsiz izin hakkına sahip olduğu konusunda belirleyici olan çocuk sayısıdır. Birinci doğumda
altmış gün, ikinci doğumda yüz yirmi gün, sonraki doğumlarda ise yüz seksen gün süre ile izin hakkına
sahip olacaklardır. Çoğul doğumlarda bu sürelere otuzar gün daha eklenirken çocuğun engelli
doğduğunun belgelenmesi halinde bu süre üç yüz altmış beş gün olarak düzenlenmiştir. Kadın işçilerin
yanı sıra üç yaşını doldurmamış çocuğu evlat edinen kadın veya erkek işçiler de Yönetmeliğin altıncı
maddesine ilişkin düzenlemelerin tamamından yararlanabileceklerdir. Yönetmelikteki yeni düzenleme
gereğince ücretsiz izinden yararlanan kadın işçiye, bir yaşından küçük çocuğunu emzirmesi için günde
toplam bir buçuk saat olan süt izni uygulanmayacaktır. Yönetmelikteki bir başka yeni düzenlemeye
göre ise (yıllık ücretli izin hakkının hesabında dikkate alınmaksızın) istenmesi halinde kadın işçiye ve
üç yaşını doldurmamış çocuğu evlat edinme durumunda eşlerden birine altı aya kadar ücretsiz izin
verilebilmektedir. Kısmi süreli çalışmanın süresi, şekli ve şartları: Yönetmeliğin bu bölümünde yer alan
düzenlemeye göre işçi analık izninin, çalışma süresinin yarısı kadar olan ücretsiz iznin veya istenilmesi
halinde altı aya kadar verilebilen ücretsiz iznin bitiminden itibaren çocuğun ilköğretim çağının başladığı
tarihi takip eden ay başına kadar herhangi bir zamanda kısmi süreli çalışma talebinde bulunabilecektir.
Kısmi süreli çalışma talebi, ücretsiz izin süresi kesilerek de yapılabilecektir. İşçinin kısmi süreli çalışma
talebinde bulunabilmesi için bazı şartların gerçekleşmiş olması aranmaktadır. Fakat bu şartların
yalnızca başvuru esnasında mevcut olması yeterli görülmüştür. Yönetmeliğin onuncu maddesinde
sıralanan şartlardan en önemlisi ebeveynlerden birinin çalışmıyor olması hususudur. Bu durumda

çalışan eş kural olarak kısmi süreli çalışma talebinde bulunamayacaktır. Söz konusu kuralın
istisnalarında ise ebeveynlerden birinin çalışma şartı aranmamaktadır. Bu istisnalar aynı maddede şu
şekilde sıralanmıştır;
a)Ebeveynlerden birinin sürekli bakım ve tedavisini gerektiren bir hastalığının olması ve bu hastalığın
tam teşekküllü hastane ya da üniversite hastanesinden alınacak doktor raporuyla belgelendirilmesi,
b)Velayetin mahkemece eşlerden birine verilmesi halinde çocuğun velayetine sahip ebeveynin talepte
bulunması,
c)Üç yaşını doldurmamış bir çocuğun münferiden evlat edinilmesi hallerinde aranmaz.
Kısmi süreli çalışma hakkından faydalanabilmek için bu talebin, faydalanmaya başlamadan en az bir
ay önce, işçi tarafından yazılı olarak işverene bildirilmesi gerekmektedir. İşveren ise bildirim tarihinden
itibaren en geç bir ay içerisinde işçiye talebin karşılandığını yazılı olarak bildirmelidir. Bildirmemesi
halinde talep, işçinin dilekçesinde belirtilen tarihte veya bu tarihi takip eden ilk iş gününde geçerlilik
kazanacaktır. Kısmi süreli çalışma talebinden ve bu süreçte gerçekleşen kısmi çalışmadan ötürü
işverenin iş akdini feshetmesi, iş akdini feshetmesi, iş akdinin haklı sebeple feshi sayılmayacaktır.
Kısmi süreli çalışılabilecek işlerde kural olarak işverenin uygun bulması şartı aranmamaktadır. Fakat
Yönetmelik madde on ikide bazı meslek grupları bu kuralın istisnası olarak düzenlenmiştir. Şu şekilde
sıralanmıştır;
a)Özel sağlık kuruluşlarında ilgili mevzuat uyarınca mesul müdür, sorumlu hekim, laboratuvar
sorumlusu ve sağlık hizmetinden sayılan işlerde tam zamanlı çalışması öngörülenler tarafından yerine
getirilen işlerde,
b)Nitelikleri dolayısıyla sürekli çalıştıkları için durmaksızın birbiri ardına postalar halinde işçi
çalıştırılarak yürütülen sanayiden sayılan işlerde,
c)Nitelikleri dolayısıyla bir yıldan az süren mevsimlik, kampanya veya taahhüt işlerinde,
ç)İş süresinin haftanın çalışma günlerine bölünmesi suretiyle yürütülmesine nitelikleri bakımından
uygun olmayan işlerde, işverenin uygun bulması halinde yapılabilir.
18/10/2012 tarihli ve 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu hükümlerine göre
bağıtlanan toplu iş sözleşmelerinde kısmi süreli çalışma yapılabilecek işler, on ikinci madde
hükümlerine bağlı olmaksızın ayrıca taraflarca da belirlenebilecektir. Kısmi süreli çalışmaya başlayan
işçi, geri dönmek istediğinde en az bir ay önceden işverene bunu bildirecektir ve aynı çocuk için bir
daha bu haktan faydalanamayacaktır. İş hayatının sürekliliği ve devamlılığı açısından işveren, kısmi
süreli çalışan işçi yerine bu süre zarfında bir başkasını işe alabilecektir. Fakat kısmi süreli çalışan
işçinin tam süreliğe geçmesi ile diğer işçinin iş akdi kendiliğinden sona erecektir. Çeşitli ve son
hükümler: Yönetmeliğin son kısmında yukarıdaki başlıkların altına girmeyen muhtelif konular ele
alınmıştır. Yönetmeliğin on ikinci maddesinin a bendinde geçen sağlık hizmetinden sayılan işlerin ne
olduğu on altıncı maddede açıklanmıştır. Maddeye göre tabipler ve tıpta uzmanlık mevzuatına göre
uzman olanlar, hemşire, ebe ve optisyenler ile 11/4/1928 tarihli ve 1219 sayılı Tababet ve Şubat’ı
San'atlarının Tarzı İcrasına Dair Kanunun ek on üçüncü maddesinde tanımlanan diğer meslek
mensupları tarafından yerine getirilen işleri ifade etmektedir. Yönetmelikte hüküm bulunmayan
hallerde mevzuata aykırı olmamak kaydıyla gerekli düzenlemeleri yapma yetkisi Bakanlığa verilirken
yönetmelik hükümlerinin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı tarafından yürütüleceği son maddede
düzenlenmiştir. Sonuç olarak; 08/11/2016 tarihinde yayımlanarak yürürlüğe giren ve 4857 sayılı İş
Kanunu’nun on üçüncü maddesine dayanılarak hazırlanmış olan Yönetmelik ile anne adaylarının
kullandığı ücretli ücretsiz izinlere yeni izinler eklenmiştir. Yeni düzenleme ile getirilen değişiklikler
sonucunda kadının toplumsal saygınlığı, üretkenliği, özgüveni arttırılmış olup ekonomik özgürlüğü
desteklenmiştir.